02-08-2014 02:27:08

Sevgili TurkceBilgi.Org kullanıcısı, sizinle daha kaliteli zaman geçirek adına üyemiz olmanızı rica ederiz.

Kuraklık
Kuraklık, canlıların yaşamı üzerinde çok büyük olumsuz etkileri olan, in­sanların çeşitli etkinliklerini sınırlayan önemli ekolojik sorunların yaşanmasına neden olan ve her an afete dönüşebilen bir klimatolojik-meteorolojik doğal tehlikedir.

Çok yavaş gelişerek belirli bir süreçte oluşan bu doğal olayın, devam süre­si uzadıkça sonuçları da çok tehlikeli boyutlara ulaşmaktadır. Esas olarak yağış yetersizliğine bağlı olarak su azlığıyla ortaya çıkan kuraklık, üretim düşmeye, yetersiz beslenmeye, sonuçta kıtlık, açlık ve ölümlere neden olabildiğinden çok önemli sosyal ve ekonomik sorunların yaşanmasına neden olmaktadır.

Özellikle son yıllarda, yaygın ve şiddetli bir biçimde dünyanın birçok böl­gesinde olduğu gibi, ülkemizin de bazı yerlerinde etkili olan kuraklığın, bugü­ne kadar her yerde geçerli olabilecek bir tanımı yapılamamıştır. Hâlbuki kurak­lıkla ilgili yapılacak çalışmalar için kesin ve yansız bir tanıma ihtiyaç vardır.

Ancak bütün tanımlarda, iklim dalgalanmalarına bağlı yağış yetersizliği bu olayın temel nedeni olarak gösterilmektedir. Bunun için genellikle yağış ye­tersizliği nedeniyle, doğal su varlığının (yeraltı ve yerüstü suları) belli bir sü­reçte, bölgesel boyutta ve önemli ölçüde ortalama değerlerin altına düşmesiyle oluşan su açığı şeklindeki kuraklık tanımı, bugün için en yaygın ve en geçerli olanıdır.

Burada belirli bir süre içinde ölçülen yağış değerleriyle, uzun yıllar boyun­ca saptanan yağış değerlerinin ortalaması arasındaki sapma, yağış yetersizliğini belirlemekte ve bir ölçü olarak alınmaktadır. Ancak yalnızca yağış miktarında görülebilecek bir azalmanın, doğrudan su yetersizliğine, dolayısıyla kuraklığa neden olabileceğini söylemek de doğru değildir. Yani her yağış azlığı, her yerde kuraklığa neden olmayabilir. Kuraklığa karar verebilmek için o yerdeki sıcak­lık, yağış miktarı ve yağış rejimi ile zemin özelliğine bağlı buharlaşma koşul­ları, birlikte dikkate alınmalıdır.

Havanın herhangi bir andaki bulundurduğu nemin ifadesi olan havanın nemlilik derecesi ile, yağış miktarı, buharlaşma + terleme (evapotranspirasyon) sonucu kaybedilen su miktarı arasındaki ilişkiye bağlı olarak ortaya çıkan zemi­nin nemlilik derecesi, kuraklığın belirlenmesinde iki önemli etkendir. Genellikle bunların arasındaki ilişki çeşitli kuraklık indisi ya da yağış etkinliği formül­leri ile belirlenerek; nemli, yan-nemli, yan kurak, kurak ve çöl bölgeleri'nin iklim koşulları tespit edilmekte, ancak ondan sonra bir yerde kuraklığın yaşanıp yaşanmadığı ortaya konabilmektedir Bu yolla dünyanın kurak ve yarı kurak böl­geleri belirlenmiştir.

Kuraklık konusunun anlaşılabilmesi için, ilk olarak birbirine karıştırılan, kuraklık (drought), kuraklaşma (aridity) ve çölleşme (desertification) kavram­larının ne ifade ettiğinin çok iyi bilinmesi gerekir.

Kuraklık; yağış azlığına ve diğer görülemeyen bazı nedenlere bağlı olarak belirli bir süreçde gelişmekte ve geçici bir süre devam etmektedir. Bu süreç bir­kaç ay, hattâ birkaç yıl sürebilen su açığı periyodudur. Ayrıca dünyanın kurak ve yarı kurak bölgelerinde görülebildiği gibi, nemli bölgelerinde de görülebilmek­tedir. Kısaca kuraklık veya su yetersizliği, belirli bir süreçte sıcaklık ve rüzgâ­rın kurutucu etkisiyle ortaya çıkan buharlaşma ve terleme (evapotranspirasyon) nedeniyle zeminde su açığının ortaya çıkması ve bu açığı karşılayacak yağı­şın gerçekleşememesidir.

Kuraklaşma; genellikle ortalama yağıştaki azalma ya da, kullanılabilir su­yun yetersizliğine neden olan ve süreklilik gösteren iklim koşullarının ifadesi­dir. Yani kuraklaşmada, daha kesin bir anlam ve bir devamlılık vardır. Bu koşul lar genellikle çöl bölgelerinde görülmektedir.

Çölleşme; Çölleşme, insanların yaşadıkları yerlerde, çeşitli doğal beşerî et­kenlerle ortaya çıkan ve yağış azalmasına bağlı olarak beliren kuraklığın ileri boyutlara ulaşması olarak kabul edildiği için, bu kitaptaki "çöl" kavramından sı­cak çöller, çölleşme kavramından da bunların oluşum süreci kastedilmiştir. Çöl­leşme, sürekli bir yaşamın bulunmadığı ve özellikle yağış yetersizliği nedeniyle bolluk ve bereketten yoksun bir bölgenin (çöllerin) oluşumu için geçen süreçtir. Çölleşme, daha çok yıllık ortalama yağışın 250 mm'den daha az olduğu, çöllere komşu, kurak ve yarı kurak kenar bölgelerde, çok uzun bir süre devam eden kuraklık sonucunda oluşmaktadır.

Suyun bulunduğu vahalar dışında çöl bölgeleri, insanların yaygın olarak yaşadığı yerler değildir. Çünkü buralardaki nem eksikliğinin ve yüksek sıcak­lığın; toprak yapısında, biyolojik varlıklar üzerinde, arazi yapı ve şekli üze­rinde yarattığı olumsuzluklardan dolayı insanların hayatî etkinliklerini sürdür­meleri mümkün değildir.

Çölleşme kavramıyla kuraklık kavramı genellikle birbirine karıştırılmakta­dır. Kuraklık kısa süreli bir sorun olarak değerlendirilebilir. Çölleşme ise daha knoriktir ve uzun sürelidir. Ancak kuraklık uzun süreli değilse, doğrudan çöl­leşmenin tek nedeni değildir. Çünkü belirli bir kuraklığın yaşandığı dönemden sonra yeterli yağışlar görülmeye başladığında, kuraklık sona ermekte, biyolojik çeşitlilik eski durumuna dönebilmektedir.

Şüphesiz en önemli ekolojik sorunların başında çölleşme gelmektedir. Bu konuyla ilgili olarak üretilen dünyasal boyuttaki haritalarda, çok geniş alanla­rın, değişik derecelerde çölleşme riski altında bulunduğu görülmektedir.

Bu konudaki çalışmalardan Dünya'da, çölleşmeden 65 milyon hektarlık bi­rinci sınıf tarım arazisinin etkilendiği, bundan da 1 Milyar civarındaki nüfusun risk altında olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır.

Sık sık kıtlıkla çölleşme arasında da bir bağ kurulmaya çalışılmaktadır. Kıt­lık, doğrudan ve sadece kurak koşulların sonucu değildir. Şüphesiz besin azlığı diğer bazı nedenlerin yanında büyük ölçüde kuraklık ve çölleşmeden de kay­naklanabilir. Ama bunun daha birçok nedenleri vardır.

Dünyadaki çöller genel olarak beş geniş alanda yer almaktadır.

Büyük Sahra ile doğuya doğru yayılan Arabistan ve Orta Asya Gobi, Faklamakan çölleri

Namib Çölü, Karroo, Kalahari (Güney Afrika) çölleri

Atakama, Patagonya (Güney Amerika) çölleri

Mojave, Sonoran (Meksika ve Güney Batı ABD) çölleri

Avustralya'nın iç kesimlerindeki çöller

Bütün çöller çok sıcak ve güneşli değildir. Bazı kıyı çölleri kabul edilebilir bir bulutluluğa sahiptir ve özellikle de buralarda alçak bulut ve sis görülür. An­cak yine de bu kıyı çölleri dünyanın en kurak yerleridir. Çünkü bu çöller soğuk su akıntılarının etkili olduğu bölgelerde bulunmaktadır. Bunun için bu tip çöl­ler, soğuk çöller olarak anılır.

Örneğin; Atakama (Şili-Peru), Kıyı Sahra (Kuzeybatı Afrika) Namib Çölü (Kuzeybatı Afrika) ve Sonaran Çölü (Kaliforniya) bu tip çöllere örnektir.

Atakama Çölünün bazı bölgelerinde bugüne kadar hiç yağış ölçülmemiş-tir. Son yüzyılda ölçülemeyecek derecede az yağış görülen yerler ise, Afrika ve Şili'deki çöllerin bazı kısımlarıdır. Buralarda yıllık yağış, toplamı 8 mm civa­rındadır.
 

Bu Konuya 1 Yorum Yapılmış

 
+1 #1 kuraklıkırmak 01-03-2014 12:40
Türkiye yok oluyormuş ta haberimiz yokmuş.
Alıntı
 

Bu Konuya Yorum Yapabilirsiniz






Coğrafya - Genel Coğrafya kategorisinde bulunan Kuraklık başlıklı yazı dünyanın yaşadığı kuraklık , kuraklığın tanımı , kuraklık tanımı , cografya kuraklık , kuraklık coğrafya , kuraklık kısa bilgi , kuraklık nedir kısaca , kuraklık , kuraklık kısaca tanımı , kuraklik ile ilgili yazi , kuraklık ile ilgili makaleler , kuraklık ile ilgili kısa yazı , kuraklıkla ılgılı bılgıler konuları hakkında bilgi içermektedir.