28-11-2014 08:27:12
Ana Sayfa Haberler Köşe Yazıları Pınar Kür Cennet'teki hurileri meğer, işletme sahibinin sermayeleri sanırmış

Sevgili TurkceBilgi.Org kullanıcısı, sizinle daha kaliteli zaman geçirek adına üyemiz olmanızı rica ederiz.

Pınar Kür Cennet'teki hurileri meğer, işletme sahibinin sermayeleri sanırmış
Haberler - Köşe Yazıları
Pazar, 20 Ocak 2008 03:15

Perşembe akşamı Selim'le dede-torun, bir taraftan karnımızı doyururken, bir taraftan da televizyona kulak veriyoruz. Ben istedim diye NTV'deyiz, Haydi Gel Bizimle Ol! adlı programı seyrediyoruz.
– Geçen hafta Tamer Karadağlı ile Prof. Ünsal Oskay, bu dörtlü karşısında biraz ezildiler gibi geldi bana. Cihannüma'da da, latife yollu yazdım düşündüğümü, dedim Selim'e. Bu haftanın davetlileri iki dostum. Can Kıraç ile Müjdat Gezen. Onları, Tamer gibi kabahatli (ve yakışıklı) çocuk gözüyle görüp, insafsız müstantik rolü oynayamazlar bu akşam.
– Tamam, dedi Selim; Haydi Gel'i seyredelim. Ben yalnızken sıra ona gelmiyor. Madem ki sen onu seyredecektin...
Müjdat, hep bildiğimiz Müjdat. Bir mesleğin emektarı, meslektaşlarının can yoldaşı, ailesiyle işiyle olduğu kadar, Türkiye'nin meseleleriyle de oldum olası yakından ilgili, yapıcı-kurucu-öğretici yanı kurumsallaşmış, çok sevdiğim bir deyişle, hayırlı insan!
Can Kıraç, İzmir'de Egemak'ın başına getirildiği günlerden beri dostum, arkadaşım. Çok değerli, varlığıyla sizi de zenginleştiren bir insandır. Tekdüzelik niteliği ağır basan bir toplumda, bence ışıl ışıl, çok renkli, farklı bir yıldız. Evet, kendine özgü bir tavrın ve tarzın temsilcisidir Kıraç.
«Haydi Gel!» diyen dörtlünün, kolay diş geçirebileceği misafirler değildi. Nitekim dinlenir sohbetler oldu.
Can'ı can kulağıyla dinleyebilmeleri de hoşuma gitti.
*
Selim'in birdenbire neşelenmesi görülecek haldi.
– Dede, işittin mi senden bahsediyorlar?
– Ee meheldir, dedim; ben de geçen gün onlardan söz ettim.
Önce, dörtlünün yaşça en büyüğü olan romancı Pınar Kür'ün bana dair söylemek istediklerini tamamlamasını bekledik. Not etmedim. Bana şu metni bulun, diyecek halim de yok.
Onlardan, yani programın ev sahibeleri durumunda olan dört hanımdan, ben Radikal'de, dört huri diye söz ettiğim için öfkelenmiş Pınar Kür. Laf arasında mesela:
– Bizden küçük adlarımızla Çiğdem, Müjde, Pınar, Aysun diye söz etmiş, diyor. Soy adlarımızla bile değil. Çiğdem Anad, Müjde Ar, Pınar Kür, Aysun Kayacı diyebilirdi.
Bununla, «Soyadı olmayan huri olur mu?» demek istiyor belki de. Çok tuhaf!
Beni tanımadığı, mevcudiyetimden haberdar olmadığı da anlaşılsın istiyor.
Arada Çiğdem beni sakınmaya, «Nazik adamdır» filan diyerek korumaya çalışıyor. Bana karşı püskürtülen öfkeden Aysun da pek memnun değil. Müjde'nin yüzünde muzip ve küstah bir ifade. İnsan acemisi olduğunu pekâlâ fark ettiği, Kür soyadlı hanım için «Tam adamına çattın!» diye düşünse de, yüksek sesle beni de çağırıp orada sallamak'tan söz ediyor. (Argoda «Adam yerine koymamak» anlamına gelir.)
*
Bence hadisenin asıl tuhaf tarafı, çeyrek asırdır hikâyeleri, romanları yayımlanan Pınar Hanım'ın, HURİ kelimesi ve kavramı hakkında doğru dürüst bilgi sahibi olmayışıdır.
Halbuki, bana haddimi bildirmeye davranmışken sözlüklerde, ansiklopedilerde huri kelimesi hakkında neler yazıldığına baktığını da söylüyor. Bu programdaki tavrından, kendini telakki tarzından, ailesini, yabancı ülkelerde uzun süre kalmışlığını, kadın-erkek ilişkilerine dair düşüncelerini dile getiriş üslubundan, Pınar Kür Hanımefendi hakkında edinilmiş iyi kötü bir fikrim oldu, ister istemez...
Buna rağmen, huriler'i algılama biçiminden dehşete düştüğümü kaydetmeden geçemeyeceğim. Kısaca söylemek gerekirse, bu hanım yazar, Kuran'da, hadislerde ve aile büyüklerimizden dinlediğimiz dine dair hikâyelerde sık sık sözü geçen, günlük dilde ayrı bir yeri ve anlamı bulunan huriler'i, Cennet işletmecisinin sermayeleri gözüyle görüyor. Ondan ve diğer üç arkadaşından huri diye söz etmeme bu sebeple öfkelenmiş.
Genç kalmışlığına ve eksilmeyen güzelliğine rağmen, altmış yaş civarında olduğunu tahmin ettiğim Romancı'nın, Cennet ve huri kavramları konusundaki hoyratlığından ve bilgisizliğinden ve anlayışsızlığından ve saygısızlığından, cidden dehşete düştüm.
– Huriler, Cennet sakinlerine eşya gibi, bir zevk aracı olarak ikram edilmiş, yani haksızlığın en büyüğüne müstahak görülmüş zavallı kadınlardır, diyor ve mübalağa üzre öfkeleniyor:
– Bu Bey, bizi onlara ne hakla, ne sıfatla benzetebilir, diye?
Hurilere yani!
*
Hayır efendim! Dinimizde ayrı bir yeri ve anlamı olan huriler hakkında da, dolayısıyla programdaki her biri bir alanda çok başarılı dört güzel HANIMEFENDİ hakkında da olumsuz düşüncelerim yok elbette.
Huriler konusunda sözlüklere, ansiklopedilere ben de yeniden baktım.
Pınar Kür'den veya okurlarımdan devam et diye bir davet alırsam, huriler'e (ve bunun yanında biraz da cadılar'a) dair özetleyerek bilgi vermek isterim. Bu bahiste Yunus Emre'den, Karacaoğlan'dan da destek alabileceğimi biliyorum.
Gene bu vesileden faydalanarak, Pınar Kür Hanımefendi'ye, üstat Burhan Felek'in emaneti bir fıkrayı da anlatmak isterim doğrusu. Daha güzeli var. Bu romancı hanım, dilini söylemenin şehvetine kaptırarak cinsel tacizden de söz etmişti, hatırlattılar. Taksim'deki taciz hadisesine benzeterek. Konuşuruz.
Hıh hıh hıh! Tövbe estafurullah!


Hakkı Devrim 20.1.2008 Radikal

 

Bu Konuya Yorum Yapabilirsiniz






Haberler - Köşe Yazıları kategorisinde bulunan Pınar Kür Cennet'teki hurileri meğer, işletme sahibinin sermayeleri sanırmış başlıklı yazı pınar kür yazıları , pınar kür yazılar , pınar kür ün en yazıları , pınar kür makaleleri , pınar kür köşe yazısı , pınar kür köşe yazıları , cennet hürileri , pınar kür hakkında yazılan makaleler konuları hakkında bilgi içermektedir.

 

En Son Yorumlananlar