24-07-2014 21:39:40
Ana Sayfa Kitap Özetleri O Otorite - Sayfa 3

Sevgili TurkceBilgi.Org kullanıcısı, sizinle daha kaliteli zaman geçirek adına üyemiz olmanızı rica ederiz.

Otorite - Sayfa 3
Makale Sayfaları
Otorite
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5

3.ÖZERKLİK: SEVGİYE DAYANMAYAN OTORİTE

Paternalizm, modern toplumdaki otorite çeşitlerinin aşırı uçlarındandır. Başkalarının bakımını üstlenmek otoritenin bir lütfudur ve otorite bu lütfu, kendi çıkarlarına hizmet ettiği sürece devam ettirir. Diğerleri başkasının bakımını üstlenme iddiasında değillerdir.

Özerklik, yeni iktidar gereçlerinin izleyebileceği, bir diğer yön olan bireyciliğin mirasçısıdır. Maddi farklılıkların az olduğu, hizmet ve becerilerin geçer akçe olduğu toplumlarda özerklik daha istikrarlı hale gelir.

Basit biçimiyle özerklik beceri sahibi olmaktır. Karmaşık biçimiyle ise bürokrasinin üst kademelerinde çalışanların bildiği özerkliktir. Örneğin; bir yönetici yalnızca belirli bir görevi iyi yaptığı zaman değil, her biri kendi uzmanlık alanlarında beceri sahibi olan çok sayıda insanın çalışmasını koordine edebildiği zaman yükselmektedir. Yönetici diğer insanlarla iyi geçinmek, astlarının taleplerine cevap vermek, onu kendine hakim yapacak davranışlara sahip olmalıdır. Bu özellikler aslında herkeste aranmalıdır. Başkalarının size olan ihtiyacı, sizin onlara olan ihtiyacından daha fazla ise egemenlik kurabilir ve siz otorite olabilirsiniz. Şayet karşımızda bize karşı kayıtsız biri varsa onun bize önem vermesini isteriz. Onun bize karşı soğuk davranmasından ve kayıtsız kalmasından korktuğumuz zaman ona bağımlı duruma düşeriz. Sevilenin karşısındakiyle arasına mesafe koyması onu erişilmez bir ideal yapmaktadır.

Mesleki prestij ve aranan kişilik özellikleri ile günümüzde kimlerin özerk kişiler olduğunu tanımlayabiliriz. ABD, İngiltere, ve İtalya'da prestiji en yüksek meslekler tıp, hukuk, bilimsel araştırma merkezleridir. ABD'deki kolej öğrencileri arasında yapılan “istenen kişilik özellikleri” araştırmasında açıklık ve kendine güven ilk sıralarda yer almıştır. Sonra, sebat, bir amaca inanmak, iddialı olmak güven ve sadakat gelmektedir. Özerk kişiler güçlü oldukları gibi, yıkıcı da olabilirler. Bürokrasilerdeki özerk kişiler hakkındaki düşüncelerimiz buna örnektir. Bu bölümde özerk otoritenin dört özelliği ele alınıyor. Disiplin, özerkliğin oluşturduğu bağ, etki ve özerklik ve özgürlük.

A-Disiplin

İtaat etme alışkanlığına disiplin denir. Bir İngiliz imalat şirketi yönetim yönetim kurulu başkanı işçilerine konuşma yapıyor. İşveren, işçilerini, dediğini yaptırmaya zorlamaktan çekiniyor. Onlara birlikte sıkı çalışarak karlı ve uyumlu iş yapabileceklerini ifade ediyor. Bu işverenin uyguladığı disiplin gönüllü özdisiplindir, zora dayanmayan disiplindir. İşveren yumuşak konuşmasına rağmen gizli olarak zorlayıcı mesajlarda veriyor.

İleri kapitalizm döneminde öz disiplinin açık bir anlamı vardı. İnsanlar sahip oldukları şeyleri teşhir ediyorlardı. Günümüzde özerk bir kişinin disiplini oldukça farklıdır. Özerkliğin kaynağı kendini dışa vurmadır. Yeteneklerinizi, kendinizi ve zevklerinizi ne kadar çok dışa vurursanız kişiliğinizi o kadar çok biçimlendirmiş olursunuz. Başkalarının dikkatini üzerinize çekmelisiniz.

İnsanları disiplin altına almanın bir diğer yolu onların kendisinden utanmasını sağlamaktır. Kayıtsız kalmak insanlar üzerinde utandırıcı bir etki yapar. Disiplini devam ettirme 18.yy'da şiddetle 19.yy'da ehemmiyet vermeme, nazara almamayla sağlanmıştır.

B-Özerkliğin Oluşturduğu Bağ

Yapılan bir araştırmada Fizik araştırma merkezinde çalışan Dr. Richard Dodds ile şefi Dr. Blackman arasında yapılan bir tartışma ve bu tartışmada işverenin istekte bulunan bir işçisiyle nasıl baş ettiği bir model olarak anlatılıyor.

Dr. Richard Dodds'a bir teklif geliyor ve o bunu şefine gösteriyor. Şef onun sorularına ters yanıt veriyor. Kendisinin tekliften haberdar olduğunu böyle bir fırsata kendi sayesinde sahip olduğunu iddia ediyor. Blackman, Dodds'un sadakatini verdiği cevaplarla deniyor. Dodds kendisini sadakatsiz hissetmeye başlıyor ve tartışma kızışıyor. Blackman Dodds'un öfkesine rağmen sükunetini koruyor, böylece denetimi elinde tutuyor. İşverenin kendisine ait bir açıklamada bulunmaması onun etki etmesini sağlıyor ve kendisi etkilenmiyor. Bu dengesizlik onun özerkliğinin temelini oluşturuyor. Bu da itaatsiz işçinin kendini kabul ettirmek zorunda hissettiği güçlü kişiye bağlanmasını sağlıyor.

Paternalizmde insanlara sahte bir ilgi gösterildiği gibi, özerklikte bir yanılgı içindedir. Gücün maskelenmesi etki sözcüğünde somutlaşıyor.

C-Etki

Bu maskelenmeyi anlamak için önemli bir tarihsel gerçeğe dikkat etmeliyiz. Eski rejimde, otoriteler ve otorite ilkeleri ile halkın yaşamını sürdürme biçimleri arasında fazla bir ilişki olmadığı düşünülürdü. Oysa insanların işlerini, patronlarını ve kendilerini kavrayış biçimleri toplumdaki otoritenin temelini oluşturur. Bu düşünce Marx ve Engels'in eserleriyle yerleşmeye başlıyor. Modern sanayi toplumu kitlelerin maddi zorluklarını hafifletmiş ve çalışma yaşamını daha istikrarlı ve düzenli hale getirmiştir.

Günümüzde işçilerin psikolojik açıdan etki altına alınmasına dair üç temel görüş vardır. Birincisi en aşikar olanıdır. Bu görüş iş yaşamında insanları tatmin edici bir hale getirmeye çalışır; işveren, işinde mutlu olan bir insanın işini iyi yapacağına inanır.

İkincisi “X Kuramı” denen Skinnerci psikolojisidir. Buna göre yöneticiler bir işin niteliğinin tatmin edici olup olmadığını değil, işini iyi yapan işçinin nasıl ödüllendirileceğini düşünmelidirler.

Üçüncüsü günümüzde en moda olanıdır. Bu görüş işbirliği düşüncesini vurgular. Buna göre üretkenlik gibi elle tutulur endüstriyel sonuçlar hedeflerin oluşturulması ve görevlerin tanımlanması sürecine bağlıdır. Bu üç yaklaşımda da psikolojik amaç, işçinin kendisini özerk kılmak değil, onu çalışmaya özendirmektir. Bu yaklaşımlardan herbiri belli ölçüde başarılı olmuştur.

Bu etki kavramının en canlı mantığı, idari bilimlerin kurucusu Herbet Simon'un eserlerinde görülür. Bu eserlerde, Simon, şirketlerin karar alırken yalnız dış piyasaya göre değil, iç organizasyona göre de hareket ettiklerini gösterir.

“Etki” kendi kendine yeten, kendi kendisine atıfta bulunan bir sistem olduğu için iyi bir yönetici her yerde birden bulunmalı ve olabileceği herşey olmalıdır. “Etki” ahlaki olduğu için bu durum etkilediği kişilerin iyiliği için olmalıdır.

Bu etki ideolojilerinin asıl anlamı; etkili bir yönetici asla sınır tanımaz ve koşullara teslim olmaz. Özerkliğini korumanın yolu budur. Dr. Dodds'un işvereninin başarıyla uyguladığı, işte budur. Bu etki düşüncesi, özerkliğin nihai ifadesi olmaktadır. Patronun istediği ve temsil ettiği şeyi gizemli kılar.


 

Bu Konuya Yorum Yapabilirsiniz






Kitap Özetleri - O kategorisinde bulunan Otorite - Sayfa 3 başlıklı yazı bürokrasi ve otorite kitap özeti , bürokrasi ve otorite özet , richard sennett otorite özeti , max weber bürokrasi ve otorite kitap özeti , otorite kitabının özeti , max weber bürokrasi ve otorite özeti , max weber bürokrasi ve otorite kitabının özeti , itaatsiz bağımlılık , burokrasi ve otorite kitabinin ozeti , otorite richard sennett özet , richard sennett otorite özet , bürokrasi ve otorite max weber kitap özeti , bürokrasi ve otorite max weber konuları hakkında bilgi içermektedir.