Türkçe Bilgi , Ansiklopedi, Sözlük

Kanuni Sultan Süleyman Dönemi

Makale Sayfaları
Kanuni Sultan Süleyman Dönemi
KANUNî SULTAN SÜLEYMAN IN CÜLUSU VE ILK ICRAATLARI
KANUNî DÖNEMINDEKI OLAYLAR
MACARISTAN SEFERLERI
ANADOLU DAKI IÇ ISYANLAR
İRAN SEFERLERi
KANUNî DÖNEMI DENIZCILIGI VE DENIZ SEFERLERI
AKDENIZ SULARI
NICE SEFERI
HIND OKYANUSU SULARI
KANUNî NIN SON DÖNEMLERI
SIGETVAR SEFERI
Osmanli Devleti'nin onuncu pâdisahi olup, Yavuz Sultan Selim'in ogludur. Osmanli hânedanindaki resmî ve mesrû silsileye göre onuncu hükümdar ve bu isimdeki pâdisahlarin ilki sayilmaktadir. Osmanli kaynaklari ve umumî efkâri onu, kanun koyucu (vâzii) vasfidan dolayi genellikle "Kanunî Sultan Süleyman" diye isimlendirirken, bati kaynaklari ile batililar, büyük ve kudretli vasfindan dolayi kendisini "Muhtesem ve Büyük" (Magnificent, Magnifique, Der Practige, çogu zaman da sadece Grand Turc) gibi isimlerle anmislardir.

Batili bir tarihçi, onun dönemi ve sahsiyetinin büyüklügü hakkinda bilgi verirken su ifadeleri kullanir: "Kanunî, "Muhtesem" ve "Büyük" gibi ünvanlarla anilan Süleyman'in sultanlik çagi, Osmanli tarihinin en önemli devresidir. Devlet, kudret, yeni fetihler, medeniyetinin, kanun ve mimarlik anitlarinin en güzel varligini bu pâdisaha borçludur. Osmanlilarin sadece "Kanunî" ünvanini verdikleri, fakat Avrupa tarihçilerinin "Büyük" sifati ile adlandirdiklari Osmanli Pâdisahi sadece Sultan Süleyman'dir. Sultan Süleyman devri, bütün dünyada gelisen büyük olaylar dolayisiyle Yeni Çag tarihinin en dikkate deger safhalarindan birini teskil eder. XVI. yüzyilin baslarinda, Amerika'nin kesfinden sonra, Avrupa politikasinin denge sistemi kurulmus ve kuvvetlenmis; Hiristiyanlikta ortaya çikan Reform, insan esprisine bir yeni yol açmistir. Bundan daha hasmetli çalisma ve büyük sonuçlu zaman, insan tarihinde güç bulunur. Fransa'da I. François ve Ingiltere'de VIII. Henri'nin kurduklari hükümetler; Papa X. Leo'nun kültür, bilim ve sanayinin gelismesine ön ayak olmasi, Sarlken'nin yeni mezhebe karsi bas kaldirisi, Andreas Gritti'nin Venedik Doçu makamini isgal etmesi gibi tarihin önemli olaylarini bünyesinde toplayan bir asra az rastlanir. Iste Kanunî, söhret sahibi bütün bu hükümdarlarla hakkiyle rekabet edebilecek bir hükümdardir. Kanunî, Osmanli Pâdisahlari'nin onuncusudur. Bu rakam, ugurlu telakki edilmistir. Ayrica, Padisahin onuncu hicret asrinin basinda (H. 900 / M.1495 ) dogmus olmasi da mânali sayilmistir."

Muazzam ve âdil bir devletin vatandasi olmakla övünen büyük bir halk kitlesi, tebeasi olmak ve devrinde yasamakla iftihar ettigi Sultan Selim'in vefatina ne kadar müteessir olduysa, meziyetlerini yakindan bildigi Sultan Süleyman'in cülûsuna da o derecede sevindi. Bu cülûs, Kur'an-i Kerim'in en-Neml Sûresi'nde Hz. Süleyman'in Belkis'a gönderdigi mektuptan bahs edilirken temas edilen: " O, Süleyman'dandir. Rahman ve Rahim olan Allah'in adiyla (baslamakta) dir. "Bana bas kaldirmayin, teslimiyet gösterip bana gelin, diye (yazmaktadir)" âyetleri bir fal-i hayr olarak kabul edildi. Gerçekten de Kanunî Sultan Süleyman, saltanati boyunca bu âyetlerin sirrina mazhar oldugundan onun döneminde Müslüman Türkler ile birlikte bütün bir Islâm dünyasi en bahtiyar yillarini yasadi.

Fiilen 13 sefer harbe katilan ve döneminde 300'den ziyade kalenin fethedildigi Kanunî ile birlikte dünyaya parmak isirtan Osmanli Devleti, fütûhatta olsun, idare, siyaset ve medeniyette olsun, yeryüzünün daha önce benzerini tanimadigi, belki bir daha da taniyip bilemeyecegi bir kemâli zirvelestirmis bulunuyordu. Asya'da Kafkas daglarindan, Acemistan içlerine, Yemen'e, Aden'e, uçsuz bucaksiz Arabistan çöllerine uzarken, Afrika'da Habes, Misir, Tunus, Fas ve Cezayir'i almis, Hind denizlerinde görünmüs, Akdenizde ise kasirga gibi eserek Venedik ve Ceneviz denizciliginin itibariyle beraber, büyük küçük bütün adalari çiçek devsirircesine koparip derleyerek vatanina ilhak etmisti.

Avrupa'da ise Egri ve Estergon kalelerine kadar Macaristan'i itaati altina almis, Erdel Kralligi, Eflâk, Bogdan Beylikleri, Kirim Hanligi ile Lehistan arasindaki genis stepleri ele geçirmis, Avusturya Devleti ve Venedik Cumhuriyeti muayyen vergiler ve peskesler ödemeye mecbur edilmis, Fransa, Italya, Lehistan dize gelmis, Ispanya yedigi bir kaç kuvvetli sille ile hizaya getirilmisti.

Kanunî Sultan Süleyman'in, 1520'deki cülûsu esnasinda Osmanli Devleti, Türk tarihinde esine kolay kolay rastlanmayan bir kuvvet ve kudrete sahip bulunuyordu. Babasi Yavuz Sultan Selim'in, dogu ve güneye dogru iki büyük hamlesi, Osmanli Devleti'nin seklini temelden degistirip hakimiyetindeki topraklarini neredeyse iki misline çikarmisti. Bu arada Siîlik, adeta Anadolu'dan atilmis, Iran Safevî Devleti, öyle agir bir darbe yemisti ki, hâla ondan kurtulma çabasi içindeydi. Buna karsilik heybetli Memlûk Devleti artik yeryüzünde mevcud degildi. Bu devletin bütün topraklari ile birlikte Kudüs, Haremeyn, Sam ve Kahire gibi önemli merkezleri Osmanli hâkimiyetine girmisti. Müslüman Türkler, Afrika'nin büyük bir kismina el uzatmislardi. Bu gidisle de pek yakinda neredeyse bütün medenî Afrika'yi ele geçireceklerdi. Cezayir'in, Osmanlilara itaat etmesi ve Barbaros kardeslerin mücadeleleri, Osmanlilari, Bati Akdeniz'in en güçlü kuvveti haline getirmisti. Müslüman Türk nüfuzu, güneyde Mozambik'e kadar uzaniyordu. Tunus, olgun bir meyve gibi Osmanlilarin eline düsmeye hazirdi. Kisaca Osmanli Devleti, üç kita üzerinde hâkimiyetini tesis etmisti. Böylece bir "Cihan Devleti" haline gelmisti. Bu durum, siyasî, iktisadî ve askerî bakimdan kendisini rakipsiz bir hale getirmisti. Böylece, Dogu ve Bati'daki devletlerden hiç biri, bütün bu sahalarda kendisi ile rekabete girisip boy ölçüsecek durumda degildi.

Yavuz Sultan Selim'in takib ettigi Dogu ve Güney siyaseti vasitasiyle büyük bir gelisme ve ilerleme gösteren Osmanli Devleti, her bakimdan rakipsiz bir duruma geldiginden son derece zengin gelir kaynaklarina da sahip olmustu. Güçlü Osmanli deniz armadasinin temelleri de yine bu devirde atilmisti. Bütün bu müsait sartlar, Yavuz'un vefatindan sonra, onun yerine geçen oglu Süleyman devrinin, son derece parlak geçecegini müjdeler nitelikteydi. Nitekim tarihçi Âli, onu "amûd-i neseb-i saltanat" itibariyle ve on rakaminin sayi basi olmasindan dolayi ugurlu saydigi onuncu pâdisah olarak, bununla beraber Emir Süleyman ile Emîr Musa'nin da "Fetret Dönemi"nde bir müddet Osmanli tahtinda bulunmalarindan dolayi ayni zamanda on iki remzinin hikmetlerini sahsinda toplayan bir hükümdar telakki etmekte ve bu mes'ud tesadüfleri, onun büyüklügüne bir isaret gibi göstermektedir. Öyle anlasiliyor ki Âli, bu tesbitlerinde pek de yanilmisa benzememektedir. Zira, Kanunî'nin sâhane talihi, tahtiniYavuz gibi ender yetisen bir harp dehâsindan ve bir islahatçidan devr almis olmasiyla baslar. Öyle ki bir tarafta idare ve askerlik isleri, kili kirk yararcasina inzibat altina alinmis, diger taraftan Türk - Islâm birligine kasteden Siâ bozguna ugratilarak ülkede istikrar saglanmis, öbür tarafta ise Iran ve Misir seferleri yüzünden dolup tasan bir hazine sebebiyle malî ve iktisadî refah son haddini bulmustu. Ve nihayet, bu medeniyet cihazini el ve gönül birligi ile isleten kahraman ve celâdetli büyük adamlar, yeni Pâdisah'in mükemmel ve mücessem talii idiler. Nitekim, Ibrahim Pasalar, Rüstem Pasalar, Sokollular, Iskender Çelebiler, Kara Ahmedler, Turgut Reisler, Molla Cemâlîler, Ibn Kemaller, Ebu's-Suûd Efendiler, Celâlzâdeler, Ramazanzâdeler, Bâkiler, Sinanlar... Bütün bu ve daha önceki idare, siyâset, askerlik, ilim ve irfan ordusu sâyesinde baslangiçta Edirne'de dünya tarihinin en büyük medeniyetini mihraklandiran Osmanli mucizesi, artik bu muazzam yapicilar kadrosunun müsterek sevki ve imani ile en sâhane ve muhtesem çizgilerini verip, arkasindan da Istanbul medeniyetini gerçeklestirmis bulunuyordu. Osmanlilar, Islâm'dan aldiklari ilhamla bütün tebeasi için "saadet ve mutlulugun kapisi" anlamina gelen Dersaadet, yani Istanbul'un temsil ettigi medeniyetlerini öyle emsalsiz bir hâle getirmislerdi ki, bir yazarimiz bunu asagidaki ifadelerle güzel ve o medeniyete yakisir bir ahenkle ifade etmektedir:

Osmanlilarca sadece "Kanunî" ünvani ile anilan Sultan Süleyman, yeni bir hukuk devleti anlayisinin da müjdecisi oldu. Nitekim babasi Yavuz Sultan Selim'in cihan çapindaki icraati sirasinda gerçeklestirdigi bazi uygulamalar, onun döneminde derhal uygulamadan kaldirildi. Kanunî Sultan Süleyman döneminde devlet görevlilerinden her birinin yetki ve sorumluluklari tesbit edilmisti. Bu bakimdan herkes kendi yetkisini rahatlikla kullanabiliyordu. Baska birisinin buna müdahele etmesi pek düsünülmezdi. Özellikle hukuk ve idare gibi halk ile devleti yakindan ligilendiren sahalarda bunu görmek mümkündü. Mesela sadrazamin otoritesi yüksek ve kesindi. Makaminda kaldigi müddetçe pâdisah, sadrazaminin islerine müdahele etmezdi. Nitekim, Kanunî'nin yetistirmesi olan Damad Ibrahim Pasa, Alman elçisine, pâdisahin hükümet islerine karismadigini, hatta kendisi hükümet baskani oldugundan, reyi olmaksizin pâdisahin emirlerinin icra edilmeyecegini açikça söylemekten çekinmemistir. Bu sözleri, kismen Ibrahim Pasa'nin gururu ile tefsir etsek dahi, devrin hukuk anlayisi ve devlet baskani ile hükümetin selâhiyet ayriliklari, meydana çikmaktadir.

Avrupa, Osmanli'nin bir hukuk devleti oldugunu biliyordu. Bunun içindir ki, Ingiltere Krali VIII. Henry, bu siralarda Osmanli Devleti'ne bir hey'et göndererek onlarin adlî sistemini tedkik ettirmisti. Bu hey'etin raporu müvacehesinde Ingiltere adliyesinde islahatlar yaptirmisti.

"Istanbul medeniyeti... Hangi yönden, hangi ucdan, hangi kenar ve kösesinden tutulacak olsa, sanki bir rüya gibi, bir murâkabe, bir tilsim, bir tefekkür, bir ask, bir vecd gibi insani kavrayan, ürperten, derinden derine hükmeden, tasarruf eyleyen bir sihirdi. Bir macera, bir kivam, bir terkip ve essiz bir sahlanisti.

Bu, nasil dengeli ve islenmis bir ruhun yarattigi dünya idi ki, madde ile yek-vücud olup ondan konusan imân, âdeta madde denen kesif varligi billurlastirmis, elle tutulan, gözle görülen her surette kendi söyleyici olmustu. Devletçilikte bu ruh, idârecilikte bu ruh, barista, savasta, cemiyette, ailede, alista veriste, hünerde ve san'atta hulasa, hayatta, ölümde seyreden, hükmeyleyen hep bu ruh idi.

Insafla kahramanligin, adâletle merhametin, merdlikle cengâverligin, takvâ ile ibâdetin ölçülü bir nizâm, barisik bir kaynasma, ahenkli bir is birligi hâlinde tozu dumana katarak zamanin ötesine geçtigini, olmazlari oldurdugunu, târih ilk ve belki de son defa görüyordu."
<< Önceki - Sonraki Sayfa >>

21 Yorum - Senin Görüşün Nedir?

  1. #1 Kara Çavuş
    -
    27-01-2011 02:19:32 +5

    tarihi yazmak tarihi yapmak kadar önemlidir. "Atatürk" Bence de,aynı şekilde tarihi öğrenmekte önemlidir. teşekkürler.

  2. #2 Muhtesem.Tv.
    -
    24-09-2011 17:50:30 -9

    Böyle Bir Zaferin Bazıları BEYİN dizani ile yazılmıştır bunu yazan kişiye bağlıdır ve boyle Bi Seferde Cevre Menzili Kullanılarak. Kazanılmısdır.. ''KANUNI SULTAN SULEYMAN DIREK HAREKETE GECIP BIRILIKLERIYLE SAVASDILAR'' Kanuni Sultan Suleyman Geride Durmusdur... Ve Tuzaga Dusmusdur Macarlar.

  3. #3 nasıl bir muazzamlık
    -
    okan
    -
    15-04-2012 22:41:23 -8

    Diyorlarki muazzam ve adil bir devlet madem öyle kanuni sultan süleyman hiç araştırmadan nerden geldiği belli olmayan bir mektup yüzünden öz oğlunu boğarak öldürtüyor?

  4. #4 süliman
    -
    meral okay
    -
    16-04-2012 16:01:15 -10

    birçok fetih yaptı ama en önemlisi hürremin kalbini feth etti.

  5. #5 AŞK BU
    -
    NURHAN
    -
    18-09-2012 12:46:33 -8

    HÜRREME HAYRANİM.AŞKLA YÖNETİLMİŞ DEVLET SAHİBİ AŞKLA İŞGAL EDİLMİŞ.

  6. #6 hürrem
    -
    derin kartal
    -
    01-10-2012 17:36:40 -2

    ben muhteşem yüzyıl dizisinde bir tek hürreme gıcık oldum cadolozun teki allahın gıcığı

  7. #7 hürrem
    -
    derin kartal
    -
    01-10-2012 17:38:05 +2

    derslerdede kanatsız melek gibi anlatılıyo ben şimdi hangisine inanayım

  8. #8 hürrem
    -
    derin kartal
    -
    01-10-2012 17:41:54 +3

    kanuni sultan süleyman eğer herseyin arkasını tamamen arastırsaydı ne oğlunu boğdurtacaktı nede hürremin ikiyüzlü olduğu gerçeğini yalanlayacaktı.ama eğer bunları yapsaydı kanuniden sonra tahta mustafa geçecekti ve hain hürremde valide sultan olmayacaktı...

  9. #9 iman
    -
    mustafa
    -
    03-10-2012 20:52:49 +2

    bu insanlardaki iman gücüne ve savaş zekalarına hayran olmamak ancakki hayinlerin ve alçakların yapacağı davranıştır türk olmak en büyük şereftir....

  10. #10 derinkartala cevap
    -
    gereksiz
    -
    02-11-2012 04:31:41 -3

    derin kartal hürrem valide sultan olmadı kanuniden önce öldü.

  11. #11 eleştiri
    -
    mustafa
    -
    06-01-2013 22:47:18 -3

    hepiniz tarihinizi diziden öğreniyorsunuz. muhteşem yüzyılın yüzde sekseni yalandır... bunu bir tarihçi olarak söylüyorum

  12. #12 eleştiri
    -
    vedat
    -
    30-03-2013 02:29:33 -4

    okancıgıımmm kanuni suleyman mustafayı oldurtmesının sebebi hanı senın dedigin asılsız mektuplar degill tamam bende katılıyorum mustafa tahta gecseydı osmanlı cok ılerlemıs olabılırdı ama hürrem oyun oynamıstır safevi devletının sahına sah tahmsba mektublar yazmıstır mustafanın muhru ıle tahmastbta cevap verınce suleymana gostermıstır ısyan ediyor mustafa dıye ee suleymanda devleti alıyeye hakaret ettıgı ıcın bogdurtmustur tamam ıyıce arastırması gerekıyordu ama burdanda suleymanın ne kadar devletını sevdıgını anlarız osmanlının 3 kıtaya yayılması sultan suleyman sayesınde olmustur osmanlının en parlak donemıdır ve dıger turk devletlerınede bakarsan en parlak donemden sonra bozulmalar olmustum örn. buyuk selcuklu dev. en parlak donemı melıksah donemıdır ve melıksahtan sonrakı gelen hukumdarlar devletı ıyı yonetemmemıs ve yıkılmısıtr bana ınanmıyorsan arastırabılırsın osmanlıda böyle olmusturr

  13. #13 Eleştiri
    -
    Ferşad
    -
    22-05-2013 23:13:43 -3

    Dizide seyrettiğimizden daha farklı ve gerçek şeyleri okuduk. Zira dizide sadece kadınların ne kadar siyasette karıştıklarını gösteriyor. Halbuki benin bildiğime göre k.s.süleyman yaptığı hükümdarlığı boyunca % 80 savaş meydanlarında imiş ancak dizide kendisinin tamamen haremle ilgilendiğini ve özel hayatıyla ki çoğu doğru da değildir bilgi aktarılıyor.

  14. #14 Yalan
    -
    Dogruluk
    -
    20-06-2013 16:28:25 -6

    Sah Ismayil Iranli diyil Azeri idi. O, azeri hukmdari olmusdur

  15. #15 sanane
    -
    fatih
    -
    13-11-2013 18:11:22 -6

    herkez kesin ödevini yapıyor

  16. #16 aptalca
    -
    ravza
    -
    09-12-2013 16:27:45 0

    muhteşem yüzyıl dizisinden dolayı tarihten nefret ediyorum halbuki insanlar bukadar kin sahibi deyiller

  17. #17 kaynak
    -
    ayten
    -
    14-12-2013 13:30:07 -3

    makalede kullanılan bilgilerin bir de kaynağını belirtirseniz seviniriz... teşekkürler şimdiden

  18. #18 eleştiri
    -
    tarih
    -
    29-12-2013 18:44:30 -3

    iran seferini bilen varmı

  19. #19 eleştiri
    -
    alesta posta
    -
    16-01-2014 00:44:24 0

    Arkadaşlar dünyaya hükmetmiş olabiliriz. Fakat yönetim şekline bakarmısınız taht için kardeşler birbirlerini katlediyorlar ve buna mecbur bırakılıyorlar. Biz dua edelimki ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK gibi birisini yüce rabbim biz türk milletine bagışlamış oda bizlere cumhuriyeti kurmuştur. Nemutlu Türküm diyene. Saygılar.

  20. #20 yorum
    -
    derya
    -
    23-02-2014 09:08:59 0

    tarihte olduğu gibi türk erkeklerimiz akıllı güçlü mert yiğitlerdi ama en büyük zaafılarıtarihte kadınlar yani sultan süleyma nın hürrem e olan zaafından büyük yıkımlar oluşmuş neyazık ki .

  21. #21 Ali han
    -
    Ali
    -
    28-02-2014 01:12:12 +1

    [u][b]amma hepsimiz bilmeliyiz ki iranlar bizim dost va kardaslerimiz diler va her zeman oyleyimis va oyle kalacak

Görüşün Nedir?

Karakter Sayacı:
0