03-09-2014 04:36:42
Ana Sayfa Tarih Osmanlı Tarihi Tımarlı Sipahi

Sevgili TurkceBilgi.Org kullanıcısı, sizinle daha kaliteli zaman geçirek adına üyemiz olmanızı rica ederiz.

Tımarlı Sipahi
Tımar sâhibi süvâri askeri. Osmanlı ordusunun esâsı ve en büyük kısmını tımarlı sipâhi denilen atlı ordusu teşkil etmekteydi. Tımarlı sipâhiler kapıkulu sınıfları gibi maaşlı değildi. Leventler ve akıncılar gibi ganimetlerle geçinmezler, yaşamaları için devlet toprak verirdi. Toprağın üzerinde köylü vardı. O köylüden vergiyi tmarlı sipâhi toplar. Bununla hem kendini geçindirir, hem de atları ve silâhları devamlı hazır bulundururdu. Tımar, ordunun er ve subaylarına sürekli askerlik hizmetlerine ve kendilerinin ve adamlarının harbe hazır olmaları, sefere çıkarıldığında hazineye yük olmadan getirdikleri silâh, malzeme ve yiyeceklere karşılık ödenen bir maaş gibiydi.

Selçukluların Arapça ıktâ dedikleri böyle toprağa Osmanlılar, tâbiri Türkçeleştirerek dirlik demişlerdir. Dirlikler gelirleri bakımından üçe ayrılırdı. Yıllık geliri 19.999 akçaya kadar olan dirliğe, tımar; 20.000 akçadan 99.999 akçaya kadar olan zeâmet; 100.000 akçadan îtibâren gelir getirene de has denilirdi. Burada gelir tamâmen vergi mânâsındadır. Yâni ürünün gerçek değeri değil, üründen köylünün devlete verdiği vergi değeridir. Bu vergiyi, diğer bâzı vergilerle berâber toplamak hakkı dirlik sâhibi sipâhiye âitti.

“Ednâ” denilen küçük tımar sâhipleri er ve erbaş; “evsâf” denilen orta tımar sâhipleri astsubay; “âlâ” denilen büyük tımar sâhipleri küçük rütbeli subay derecesindeydiler. Küçük zeâmet sâhipleri binbaşı, orta zeâmet sâhipleri yarbay, büyük zeâmet sâhipleri albay derecesinde yüksek rütbeli süvâri subaylarıydı. Bu sonunculara alay beyi deniliyordu ki, sonradan Farsçalaştırılarak miralay ve bugün aynı mânâda albay olmuştur. Sancakbeyi tümgeneral ve beylerbeyi orgeneral rütbesindeki kişilerin dirliğine “hâs” deniliyordu. Vezirlerin, hânedan üyelerinin de hâsları vardı. En büyük hâslar pâdişâha âitti.

İki türlü tımarlı olurdu: Tezkireli ve tezkiresiz. Tezkireli tımarlılar, tımarı merkezden, yâni İstanbul'da Dîvân-ı Hümâyundan doğrudan doğruya alanlardır. Tezkiresiz tımarlılar ise dirliklerini Beylerbeyinin arzı üzerine alırlardı.

Bir tımarın ilk üç bin akçalık çekirdek kısmına kılıç gerisine terakki denilirdi. Zîrâ her üç bin akça için sipâhi yanında kendisi gibi atlı ve teçhizatlı bir asker getirmeğe mecburdur. Cebeli denilen bu erler, sipâhinin çocukları, kardeşleri, akrabâsı olacağı gibi, toprağı işleyen herhangi bir kimse de olabilirdi. Bâzı tımarlarda kılıç iki bin akçaya, hatta daha aza düşebiliyordu. Bâzı tımarlarda ise en çok altı bin akçaya kadar çıkabiliyordu.

Sipâhi, tımarın bulunduğu topraklarda yaşar, köylülerden vergisini genellikle mal olarak alır ve bu geliri kendisini ve cebelilerini geçindirmek için kullanırdı. Köylerdeki düzeni korurdu. Sipâhilerin, tımarları içindeki devlet topraklarını, çiftçilere dağıtırken, verdikleri vesikaya sipâhi senedi denirdi. Birinci Murâd Han zamânında tesis edilen sipâhilerin Anadolu ve Rumeli'nin Türkleşmesinde ve İslâmlaşmasında büyük hizmetleri görüldü.

Rumeli tımarları, Anadolu tımarlarından dahaverimliydi. Anadolu'da üç bin akçaya kadar olan tımarlar orduya bir cebeli verdiği hâlde, Rumeli'de üç bin akçaya kadar olan tımarlardan iki, hatta üç cebeli çıktığı olurdu. Tabiî tımarların üzerinde yaşayan köylü çiftçilerin Anadolu eyâletlerinde büyük çoğunluğu Türk olduğu halde, Rumeli eyâletlerinde ancak yarıya yakını Türk, yarıdan fazlası, bâzı bölgelerde çok daha fazlası Hıristiyan Ortodoks, bâzı bölgeler de Katolikti.

Sefer ilân edilince sipâhiler, Seraskerin bulunduğu yere gelir, yoklama olurlar, dirlik sipâhileri ve cebelileri ayrı ayrı deftere yazılırdı. “Sipâhi ve cebeli falanca paşanın defterlisidir” diye bilinirdi. Sefere dâvet olunup da sefere iştirak etmeyen sipâhinin elindeki tımar zaptolunur, başkasına verilirdi. Kânunen götürmek mecburiyetinde oldukları cebeli ve gulâmı getirmeyenler ve götürüp de kaçanların yerlerine diğerlerini tedârik edemeyenler hakkında da aynı muâmele tatbik olunurdu.

Yığınak emri gelince her tımar sâhibi, cebelileriyle berâber, kendi kazâsının belirli yerinde toplanırdı. O kazâdaki tımarlılar, çeribaşı denilen sipâhi yüzbaşısının emrinde bulunurlardı. Çeribaşı da alay beyinin emrine giriyordu. Alayını toplayan alay beyi, sancak beyine gidip hazır olduğunu bildiriyordu. Kendi mâliyet askerini de alan sancak beyi, bu sipâhi alayıyla berâber, beylerbeyine katılmak üzere harekete geçiyordu. Bu iş büyük bir süratle yapılıyordu.

Beylerbeyilerin izin vermesiyle sancak beyleri tarafından bir kısım sipâhiler memleket muhâfazası için yerlerinde bırakılabilirdi. Sipâhi sefere gittiğinde yerine vekil olarak bıraktığı korucu, dirlik sâhibinin yokluğunda toprağın muntazaman işlenmesine nezâret ederdi. Eğer sipâhi harbin uzaması hâlinde kışı hudutta geçirmek emri alırsa, dirliğine harçlıkçı denilen bir vekil göndererek, yıllık gelirini bulunduğu yere getirtirdi.

Tımar ve zeâmet; sâhibi ölünce, ekseriya büyük oğluna, yoksa kardeşine veya yeğenine verilirdi. Fakat bunun için tımar ve zeâmetin bağlı olduğu alay, vârisin toprağı idâre edebilecek kâbiliyet ve şartlara hâiz olduğuna şehâdet ederlerdi. Zâten bir sipâhi subayı, yerine geçecek birini yıllar boyunca hazırlayıp, yetiştirirdi. Bu sûretle dirlik tecrübesiz insanların eline geçmezdi.
Tımar ve zeâmet sâhipleri, arâzileri üzerindeki toprakları üç yıldan fazla işlemezlerse, dirliklerini kaybederlerdi. Toprak işlememek, Allahü teâlâya karşı bir günah sayılırdı. Zîrâ toprak sâyesinde Allahü teâlânın kulları beslenirdi. Tımar her eyâlette bulunmazdı. Meselâ Cezâyir, Tunus, Trablusgarb, Mısır, Yemen, Bağdat gibi eyâletlerde tımar ve zeâmet yoktu. Çoğunlukla Türk nüfûsunun bulunduğu eyâletlerde tımar ve zeâmet teşkilâtı yapılmıştır. Tımarlı sipâhi tamâmen Türk soyundan gelirdi.

Sultan Birinci Süleyman Han (1520-1566) zamânında tımarlı sipâhiler, en parlak devrini yaşadı. Bu zamanda 166.200 tımarlı sipâhi vardı; bunun 74.000'i Rumeli, 91.600'ü Anadolu tımarlı sipâhisiydi. Bu sûrette Türk atlı ordusu, iki orduya ayrılırdı: Rumeli atlı ordusu ve Anadolu atlı ordusu. Meydan muhârebelerinde ordu düzeninin sağ ve sol kanatlarını bu iki ordu teşkil ederdi. Kapıkulu askerleri merkezde bulunurdu. İlk zamanlarda, Rumeli tımarlı ordusunun kumandanı Rumeli Beylerbeyi, Anadolu tımarlı ordusunun kumandanı da Anadolu Beylerbeyi idi. Fakat sonradan bu iki kanada da pâdişâh tarafından seçilen vezirler kumanda etmeye başladı. Sultan Süleyman Han devrinde bu iki ordu o derece büyüdü ki, sefer Avrupa'da olduğu zaman çok defâ Anadolu sipâhi ordusu çağrılmaz veya bâzı birlikler çağrılırdı. Sefer Asya'da ise, Rumeli askerleri ya çağrılmaz veya bâzı birlikleri sefere katılmak için istenirdi.

Tımarlı sipâhiler 17. yüzyıla doğru bozulmaya başladı. Kuruluşlarından beri Osmanlı Devletinin târihinde büyük bir rol oynayan tımarlı sistemi, yeniçeriler için olduğu gibi kanlı ve ızdıraplı bir tasfiyeden ziyâde, sessiz sedâsız bir sûrette ve herhangi bir sarsıntıya sebep olmadan ortadan kalktı.

Asırlar boyunca sipâhiler, memleketin en uzak köşelerine kadar yayılıp, köylüyle iç içe yaşadı ve uzun müddet zirâî iktisâdiyatın ve devlet toprak siyâsetinin faal mümessilleri rolünü oynamıştı. Pâdişâhın, devletin en ücrâ köşelerindeki sâdık temsilcileriydiler. Köylerin şenlenmesinde, bayındır hâle gelmesinde her türlü yardımda bulunurlardı. Tımarlı sipâhilerin 17. asrın son yıllarında, hele 18. asırdan îtibâren sayıları önemli ölçüde azaldı.

Kapıkulu süvârilerinin ehemmiyet kazanması ile Sultan Abdülmecîd Han (1839-1865), 19 Ocak 1841 fermanı ile birçok tımarlı sipâhiyi emekliye sevk etti. Fakat tımarlarını hayatlarının sonuna kadar ellerinde bıraktı. 1844'te bir kısım tımarlı sipâhisi, atlı jandarma olarak hizmete alındı. Zâten uzun müddetten beri ne sipâhi olarak, ne saray mensubu olarak kimseye tımar verilmiyordu. Ölen tımarlı sipâhilerin çocukları İstanbul'a getirilip, askerî mekteplere veriliyordu. 1850'den sonra tımar da, sipâhi de kalmadı.
 

Bu Konuya 13 Yorum Yapılmış

 
+4 #1 gamzeli_kiz 28-11-2008 19:05
Osmanlı Devleti'nin en önemli askeri kuvveti tımarlı atlı birliklerdir.Tımar sahipleri kendine verilen dirliğin(toprağ a bağlı köylüden alınan verginin)geliri karşılığında tımarının azlığı veya çokluğuna göre''cebelü''denilen tam donanımlı silahlı ve zırhlı asker yetiştirmekteyd i.
Alıntı
 
 
-10 #2 büşr 28-12-2010 14:18
Keske hersey osmanlı devletinde olsaydı ne yapardık acaba .
Alıntı
 
 
-9 #3 GONCA 21-11-2011 14:59
HEP PATİŞAHA HİZMET EDERDİN SAYGISIZ LUP İSTEDİGİNİ YAPMASAN KELLENİ UÇURLARDI BEN ASLA YAŞAMAK İSTEMEZDİM
Alıntı
 
 
0 #4 OSMANLI ÇOCUĞU 04-12-2011 13:54
OSMANLI ZAMANINDAKİ GİBİ GENŞ OLSAK AMA CUMHURİYETLE YÖNETSEK ÜLKEYİ
Alıntı
 
 
-11 #5 prenses 12-12-2011 20:07
timarlı sipahiler nedir ne iş yapar?
Alıntı
 
 
0 #6 benOsmanosman 17-11-2012 09:23
osmanlı ruhu herzaman mevcuduyetimizd e olacak ama,zaman cumhuriyet zamanı bilişim ve teknoloji.
ecdadın gurur duyacagı bir nesil...
Alıntı
 
 
-10 #7 sipahilerinsan 02-12-2012 20:34
prenses çok saçma bir şey yazmış bilgi için sağalun prenses sen nesin :(
Alıntı
 
 
-5 #8 osmanlıpadişah 09-12-2012 15:04
süper yardımı oldu
Alıntı
 
 
-7 #9 sipahilerserkancan 12-12-2012 17:21
bu niye uzun
Alıntı
 
 
-5 #10 sol ulufecilersol ulufeci 20-12-2012 16:32
sol ulufeciler sağ garibler = top aabacıları
Alıntı
 
 
-5 #11 osmanlıgemici 23-12-2012 17:54
her dönemi kendi gelişmişlik düzeyi ve değer yargıları çerçevesinde değerlendirmeli
Alıntı
 
 
0 #12 osmanlı devlet ordusuayşe nur 02-12-2013 20:40
kara kuvvetleri-----deniz kuvvetleri
eyalet askerleri---------------kapı kulu askerleri-----------------yardımcı kuvvetler
1)tımarlı sipahiler A)kapı kulu piyadeleri A)kapı kulu süvarileri
2)azaplar 1)acemi ocağı 1)sipahi 6)sol ulufeciler
3)akıncılar 2)yeniçeri ocağı 2)silahtar
3)cebeci ocağı 3)sağ garipler
4)topçu ocağı 4)sol garipler
5)top arabacıları ocağı 5)sağ ulufeciler
Alıntı
 
 
0 #13 tımarlı sipahileresra gür 22-12-2013 11:16
çok uzun valla hepsini yazaömadım birz daha az olursa ☺
Alıntı
 

Bu Konuya Yorum Yapabilirsiniz






Tarih - Osmanlı Tarihi kategorisinde bulunan Tımarlı Sipahi başlıklı yazı timarli sipahiler , tımarlı sipahi , tımarlı sipahi nedir , tımarlı sipahiler nedir , osmanlı ordusu tımarlı sipahiler , osmanlı ordusunda tımarlı sipahiler , osmanlıda tımarlı sipahiler , tımarlı sipahi ne demek , tımarlı sipahiler kimdir , tımar sipahileri , tımarlılar , tımarlı sipahi kimdir , tımarlı sipahileri kim kurdu konuları hakkında bilgi içermektedir.