25-10-2014 11:12:53
Ana Sayfa Tarih Osmanlı Tarihi Yavuz Sultan Selim Dönemi

Sevgili TurkceBilgi.Org kullanıcısı, sizinle daha kaliteli zaman geçirek adına üyemiz olmanızı rica ederiz.

Yavuz Sultan Selim Dönemi
Makale Sayfaları
Yavuz Sultan Selim Dönemi
YAVUZ UN ŞÖHRETININ ARTMASI
SEHZÂDELER MESELESI
SEHZÂDELER MESELESI(DEVAMI)
SEHZÂDELER MESELESI(DEVAMI 2)
YAVUZ SULTAN SELIM IN DOGU SIYASETI
OSMANLI - SAFEVî MÜNASEBETLERI
IRAN SEFERI
IRAN SEFERI(DEVAMI)
IRAN SEFERI(DEVAMI 2)
IRAN SEFERI(DEVAMI 3)
IRAN SEFERI(DEVAMI 4)
ÇALDIRAN ZAFERI
YAVUZ DÖNEMINDE CELÂLîLER
YAVUZ SULTAN SELIM IN GÜNEY SIYASETI
DULKADIROGLU BEYLIGI NIN ORTADAN KALDIRILMASI
YENIÇERI AGALIGINDA ISLÂHAT
HALIÇ TERSANESININ GENISLETILMESI
DIYARBEKIR VE GÜNEY DOGU ANADOLU NUN ZAPTI
OSMANLI - MEMLÛK MÜNASEBETLERI
MERC-I DÂBIK VE RIDÂNIYE SAVASLARI
MERC-I DÂBIK VE RIDÂNIYE SAVASLARI(DEVAMI)
MERC-I DÂBIK VE RIDÂNIYE SAVASLARI(DEVAMI 2)
MERC-I DÂBIK VE RIDÂNIYE SAVASLARI(DEVAMI 3)
MERC-I DÂBIK VE RIDÂNIYE SAVASLARI(DEVAMI 4)
YAVUZ SULTAN SELIM IN BATI SIYASETI
OSMANLI - VENEDIK MÜNASEBETLERI
OSMANLI - MACAR MÜNASEBETLERI
YAVUZ SULTAN SELIM IN ÖLÜMÜ
YAVUZ SULTAN SELIM IN HIZMETI
YAVUZ SULTAN SELIM VE OSMANLILARDA HILÂFET
Kaynaklarin, ortaboylu, toparlak ve kirmiziya çalan beyaz yüzlü, çatik kasli, beyaz disli, omuzlari ile gögüs arasi açik, sakalsiz, pala biyikli, sert bakisli, cesur, gayretli, çok mahir bir avci, harp sanatinda emsalsiz bir komutan olarak bildirdikleri Yavuz Sultan Selim, âlim ve edipleri seven, Sark dillerinden Arapça ve bilhassa Farsça'ya tam manasi ile vâkif bir hükümdar idi. Kendi el yazisi ile olan Farsça manzumeleri, Topkapi Sarayi Müzesi Arsivi'nde bulunmaktadirlar. Yavuz Sultan Selim, hem Farsça hem de Türkçe siir söyleyebiliyordu. Farsça olan Divân'i l306 yilinda Istanbul'da basilmis olup, l904 tarihinde de Alman Imparatoru Wilhelm II.'nin emri ile Paul Horn tarafindan Berlin'de yeniden nesredilmistir.



Trabzon'daki valiliginden itibaren meclisinde sairleri bulundurmayi aliskanlik haline getirmisti. Câfer Çelebi, Ahi ve Revânî, onun meclisinin müdavimleri idiler. Siyer ve Tarih ilminde epey mütalaasi oldugundan bu konuda mahir bir sahsiyet olarak kendisinden söz edilmektedir. Bos zamanlarini âlim ve ediplerin meclislerinde geçirmekten hoslanirdi. Ilmi sever ve ülemaya hürmet ederdi. Tarih, felsefe ve tasavvuf sahalarinda genis bir bilgisi vardi. Özellike edebî bir lisanla ve pek muglak olan "Tarih-i Vassaf"i çokça mütalaa ederdi ki bu, onun ilimdeki yüksek vukufunu göstermektedir. Hazarda olsun seferde olsun, vakit buldukça ilmî mütalaalar ile mesgul olurdu. Nitekim, Misir'dan Istanbul'a gelinceye kadar Ibn Tagriberdî'nin "en-Nücûmu'z-Zâhire" adli eserini Ibn Kemâl'e tercüme ettirerek menzillerde parça parça kendisine takdim edilen tercümeleri okurdu. Yine o, Misir'daki ikameti esnasinda, Hind ve Çin haritalarini yaptirmisti. O, sair, mutasavvif ve filozof bir hükümdardi.Uzunçarsili'nin degerlendirmesiyle o, Osmanli hükümdarlari arasinda ilim itibariyle en yüksegi idi. Sam'in Sâlihiyye semtinde câmi ve imâret insa ettiren Yavuz Sultan Selim, oradaki Muhyiddin Arabî'nin türbesini de bulup yaptirdi. Böylece o, ( ) Sam'daki bu tesisler ile Konya'da Mevlevî Tekkesi'ne getirdigi sudan baska bir hayir yapamamisti. Zira benzer hayir isleri için fazla zaman bulamamisti. Hatta Istanbul'daki kendi câmiinin bile temellerini attirmis fakat ikmâline imkân bulamamisti. Osmanli Devleti'nin 9. hükümdari olan Yavuz Sultan Selim, Müslüman - Türk âleminin ilk halifesi olarak dünyada ilk defa "Hâdimu'l-Haremeyn es-Serifeyn" ünvanini almisti. Babasi II. Bâyezid, annesi Dulkadiroglu Alaüddevle'nin kizi Ayse Hatun'dur. Babasinin sancak beyi olarak bulundugu Amasya'da dünyaya gelen sehzâdenin dogum tarihi hakkinda verilen kayitlar, hicrî 871, 872 ve 875 (m. 1466, 1467 ve 1470) yillari seklinde epey farkliliklar göstermektedir.

Kaynaklar, Ikinci Bâyezid'in, hayatta kalan ogullarinin en küçügü olan Yavuz Sultan Selim'in, sahsiyeti ve yönetimdeki enerjisi hakkinda yeterli bilgi verirler. Kendi ifadesine göre, Trabzon Sancak beyligine 887 (1482) veya 892 (1487) yilinda tayin edilmisti. Öyle anlasiiyor ki o, diger sehzâdelere göre daha cevval ve enerjikti. Ileri görüslü bir sehzâde olan Selim, sert bir yaratilisa sahipti. Yapacagi islerde karar vermeden önce çok düsünür, etrafindakilerle konusur ve bundan sonra kat'i bir karara varirdi. Istisare ve arastirmadan sonra varilan karardan dönmezdi. Bu konuda önüne çikacak bütün engelleri ortadan kaldirmak gayesiyle elinden geleni yapardi. Kararlarini uygulayabilmek için planli bir sekilde çalisirdi. Adam seçmesini iyi bilirdi. Bütün bunlar, onun, pâdisah olmasinda ve basarili isler yapmasinda birinci derecede rol oynadi. Babasinin yerine geçip Osmanli tahtina oturmayi kafasina koydugu zaman, en çok güvendigi adamlarini Istanbul veya sehzâdeler yanina gönderdi. Onlardan aldigi raporlar sayesinde gerekli tedbirleri alarak, varmak istegi hedefe emin adimlarla ulasmaya çalisti.Zira adamlari nasil hareket etmesi gerektigi hakkinda da kendisine yol gösteriyorlardi. Onun, tahta geçmeden önce kullandigi casuslar, Istanbul, Edirne ve Amasya'da esen havayi koklamakla kalmadilar, ayni zamanda Selim hakkinda genis propaganda yapma imkânini da buldular. Istihbarati saglam olan bu adamlari sayesinde dünya siyasetine de vâkif bulunuyordu. Bundan dolayi cülûsundan önce taninmayacak bir sekilde Iran ve Arabistan'i gezdigine dair söylentiler çikmisti. Devlet hazinesini devamli surette dolu tutmak ister, debdebe ve ihtisamdan hoslanmazdi. Sadeligi severdi. Milletleri idare etme hususunda büyük bir kabiliyet göstermisti. Ülkesinin her tarafinda yalniz adaletin hakim olmasini isterdi.

Gerek Selimnâmelerde, gerekse diger kaynaklarda onun nasil bir hükümdar olduguna, tebeasi (halki) için nasil çalistigina, devletinin daha iyi bir sekilde idare edilip bütün Müslümanlari nasil bir birlik altinda toplayacagina ve bizzat kendi özelliklerine dair epey bilgi bulunmaktadir. Kesfî'nin Selimnâmesi'nde ifade edildigi üzere tahta geçtigi gün, babasi II. Bâyezid, kendisine bazi tavsiyelerde bulunarak söyle demisti:

"Ey nur-i didem (ey gözümün nuru) ve ey surûr-i sinem, bugün ki emr-i Rabbânî ve takdir-i Yezdânî birle mâlik-i mülk-i diyar ve serîr-i saltanata sehr yar oldin, gerekdir ki âd u sanimiz ve nâm u nisanimiz gözleyip ve âbâ-i kiramimiz ve ecdad-i izamimiz izini izleyüb sâhân-i kadim muktezasinca ve padisahân-i azim müddeasinca def'-i mezâlim-i esrâr (kötülerin zulmünü ortadan kaldirip yok etmek) ve ref'-i mekâdir-i ahyar kilub nâm-i nikle (iyi bir isimle) âleme tolasin..." Kesfî'nin, devam eden ifadesinde, Yauz Sultan Selim'in, babasinin bütün isteklerini yerine getirdigini, iyi ve bilgili insanlarla nasil istisarede bulundugunu, dogruluktan ve devlet ile halkin menfaatlerini kollamaktan ayrilmadigini ögreniyoruz. Hammer, Cenabî'nin, kismen sadelestirdigimiz asagidaki ifadeleri ile ondan su sekilde bahseder:

Selim, uzun boylu idi. Giyimine dikkat etmeyi severdi. Ince zevki ve zerafetiyle temayüz etmisti. Kaftani kiymetli islemelerle süslü idi. Kendisinden önceki hükümdarlar silindirik biçimde ve asagi kisminda tülbent sarili bir kavuk giymislerdi. Sultan Selim ise bunun yerine yuvarlak ve yukarisi tamamiyle sal ile örtülmüs bir kavuk kabul etti ki, buna "Selimî" denilmektedir. Kendisinden öncekiler sakal biraktiklari halde o, sakalini tiras ettirerek biyiklarini birakti. Yuvarlak yüzlü olan Yavuz Sultan Selim'in gözleri büyük ve parlak idi. Siyah ve sik kaslari ile büyük biyiklari da onun bütün güçlü ve heybetli niteliklerini belirten sahsiyetini karekterize ediyordu. Fikrinde cür'et ve ziyadesiyle selamet vardi. Siiri sever ve muvaffakiyetle söylerdi. Öfkeli, sert, baskiya egilimli olarak kendisini bütünü ile halkin islerine hasretmisti. Yeryüzünde düzeni koruma azminde idi. Bu yüzden savasi ihtirasli denecek sekilde severdi. Onun bu karekteri, yeniçerilerin kendisini sevmesine sebep olmustu. Benzeri görülmeyecek kadar olaganüstü bir dinamizme sahipti. Ne yeme - içmeye, ne de harem zevklerine düskündü. Günlerini avlanmak veya silah kullanmakla geçirmeyi arzu ederdi. Zamaninin çok azini uykuya ayirdigindan gecelerinin büyük bir kismini tarih veya Farsça siirler okumakla geçirirdi. Olaganüstü bir zekâya sahip büyük bir padisahti. Çogu zaman halk arasinda gezer ve taninmamak için her defasinda elbisesini degistirirdi. Birçok mahremleri vardi ki, her tarafa girip çikar ve olup biten seylerden kendisine haber getirirlerdi. Selim, Iran, Türk ve Arap siirinde temayüz etmisti. Misir seferi esnasinda Ravza Adasi'nda bulundugu sirada, emri üzerine insa edilmis bir Arap köskünün duvarina kendisine ait olan iki beyit yazdirmistir." Hammer'in, Yavuz Selim'le ilgili olarak gerek Cenabî, gerek baska kaynaklardan yaptigi pek çok alinti bulunmaktadir. Bununla berber biz bunlarin üzerinde fazla durmaksizin, hemen hemen bütün kaynaklarin verdigi bilgilerle onu söyle tanitmak istiyoruz:

"O, Pâdisahlik hasletlerini tamamiyle sahsinda toplayan, sert ve sasmaz bir disipline, tuttugunu koparir bir azim ve iradeye, son derece cevval bir dinamizme sahip oldugu için Osmanlilarca "Yavuz" adi ile anilan bir sultandi. Babasinin feragati üzerine cihanin en büyük askerî ve siyasî kudretine sahip olan Osmanli hakanlik tahtina çikti.

Yavuz Sultan Selim de 1510 senesinde Korkud gibi pâdisah olmayi kafasina koymustu. Bununla beraber belirtilen senede Sehzâde Ahmed'in padisah olacagi sayiasi yayilmisti. Bu durum karsisinda sehzâdeler sancak degistirmek ve Istanbul'a daha yakin olmak için babalarina basvuruyorlardi. Nitekim bu sebeple Yavuz da babasina bir mektup göndererek Trabzon'dan sikâyet ediyordu.O, mektubunda söyle diyordu:

" Bu vilayette galle cinsinden nesne bitmeyüb killeti ve zarureti aleddevam oldugu sebepten sancak beyi olanlar, acz ve furûmande kalurlar imis. Tereke tasradan gelür imis. Bende-i fakir geleliden beru hemçünan galle gemi ile ve bazi Türkman canibinden gelür. Bu yerin bid'ati ziyade olmagin evvelki zamandan simdi az gelür olmustur. Bizim hod bir gemi yapmaga takatimiz yoktur. Kendu maslahatimiza göre amma tereke bulundugu takdirde dahi bu miktar dirlikle ne verecek ve ne alacak bulunur. Elhasil bu mertebede zaruret çekilir ki, vasf olmak hadd-i imkândan hariçtir. Hâsâ, Hüdâvendigâr'in eyyam-i devletinde ki, bende-i hakir a'da agzinda bir vechle killet ve zaruret içinde kalub a'da halimize muttali ola. Iç illerde refahiyette olan sehzâde bendelerünüz bunca âli himmetle yaylaklarinda ve âb-i revanda ve mürg ü zarlu sahralarda her nev'iyle huzurda ve refahiyette iken mezid-i merhamet rica ederler. Ümmizdir, yevmen fe yevmen ziyade rif'atte ve refahiyette olalar. Halbuki bende-i zaif dokuz tümen Gürcistan agzinda ve Sark vilayetinin serhaddinde bir girdab içinde kalub sey'-i kalil dirlikle zindegâni oluna ki, dosta ve düsmana cevab verub, Hüdâvendigâr sag olsun. Eger bende-i fakirden kat'i nazar olunmadiysa sefkat-i sultanî ve inayet-i hakanî dirig olunmayub himmet oluna ki, bu yerde zindegâniye takat kalmadi..." Yavuz'un, bu ve benzeri mektuplarla babasina bildirdigi istekleri, Sehzâde Ahmed'in baskisi yüzünden yerine getirilemiyordu.


 

Bu Konuya 21 Yorum Yapılmış

 
+14 #1 burhan tahiri 12-02-2010 23:20
muhteşem bir insan muhteşem bir yürek.Allah milletimize bir daha aynı yürekli insanlarla tanıştırsın
Alıntı
 
 
+4 #2 melike aydoğan 02-02-2011 11:22
yavuz sultan selim hana çok şey borçluyuz ne yapsak hakkını ödeyemeyiz fakat onu her an yaşamalı ve yaşatmalıyız
Alıntı
 
 
+8 #3 mehmed 24-02-2011 20:04
Gercekten ileri görüşlülüğü ve yaptığı ger işte gösterdiği kararlılıkla zaten her şeyi anlatıyor. Allah ecdadlarımızdan ebedi razı olsun. bizlerde böyle hak davasından hakikat yolunda kararlı olur ve oyle yasarsak elbette cebab-ı hakk muvaffakiyet verecektir. Âmîn.
Alıntı
 
 
+1 #4 cebrail aslan21 14-12-2011 15:26
gercekten zor konu ama cok cesur
Alıntı
 
 
-8 #5 yavuz 01-01-2012 19:11
yavuz sultan selimin feth ettiği yerler lütfen acillllll!
Alıntı
 
 
-8 #6 seren 02-01-2012 20:41
yavuz sultan selimin doğu siyaseti
Alıntı
 
 
-1 #7 osman 01-02-2012 12:29
bu gün doğu ve güneydoğu herseyını yavuza borcludur o olmasaydı bu gün hepimiz şia yla asimile olmustıuk
Alıntı
 
 
-1 #8 YAVUZ SULTAN SELİM 14-03-2012 18:07
Helal olsun bu padişaha Osmanlının en iyi padişahlarından biridir bence yazandanda Allah razı olsun.
Alıntı
 
 
-9 #9 beyza 23-03-2012 14:54
yavuz sultan selim dönemi askeri ve siyasi gelişmeleriyea ilgili bilgiii lütfeeen aciiiilll !!
Alıntı
 
 
-4 #10 10aa 28-04-2012 17:31
yavuz sultan selimin doğu siyaseti hakkında bilgi acill
Alıntı
 
 
0 #11 YSSSELİN 20-01-2013 14:21
O OLMASAYDI HAYATIMIZ ÇOK ZOR OLABİLİRDİ SAHİP ÇIKALIM ÜLKEMİZE ARKADASLAR HELAL SİZE YAVUZ SULTAN SELİM!
Alıntı
 
 
0 #12 yavuz sultan selimesra 06-02-2013 19:38
proje ödevim var konum yavuz selimin doğu ve güney politikası nasıl yapı cam bir şey anlamadım yardım edebilir misiniz çok acil lütfen
Alıntı
 
 
+1 #13 yavuz sultan selimali 15-03-2013 15:55
yavuz sultan selimin doğu siyaseti hakkında bilgi acill
Alıntı
 
 
+1 #14 katliamcıalevi 17-04-2013 11:02
bu adam amansız bir katildir binlerce aleviyi katletmiştir bunuda allah adına yaptığını söyler size soruyorum hiçkimseye zarar vermemiş kendi halinde yaşayan insanları öldürmek kundaktaki çocugu öldürmek hangi kitapta yazıyo
Alıntı
 
 
-2 #15 yavuz sultan selimfeyzakrkmz 18-04-2013 17:01
ya gerçekden çok cesur bi adam siteyede teşekkür ederim çok işime yaradı emegigeçen herkeze teşekkürler başarılı olmus
Alıntı
 
 
+4 #16 siyasetgarip 25-06-2013 13:10
siyasetin acı yönleride bir gerçek kimse kusursuz değildir iyi düşünmek ğerekir bazen olacaklara engel olunamıyor tarihte çok örnelleri var her şeyin mahşerdede hesabı var nitekim padişahlık zor işmiş
Alıntı
 
 
+2 #17 padişahlarımızgarip 25-06-2013 13:18
tüm padişahlarımıza bu yolda ölen şehzadelerimize ALLAH rahmet esin
Alıntı
 
 
+6 #18 YavuzFatih m.Zülkadiroğlu 13-07-2013 15:29
Yavuz Babasının ,dedesinin,anne sinin ve gercek Türkmen alevilerin betduasını alan.bir diktatördür.tarih iyi incelenmeli 8 yıl hükümdarlık sürmüştüm.babasınnın betduasını kılıcın keskin ola ömrün kısayola ciğerin arkandan görüle.
Alıntı
 
 
0 #19 yavuzcihangir 04-08-2013 07:57
Yavuz hakkinda alevi kardeslrimiz hep yanlis bilgiye sahiptirler.Buda meshep/den gelen onyargidan ibaret.yavuz neden coluk cocugu katletsin,sah ismailin anadoluya gonderdigi fitnecilri,bunl ara tabi olupda anadoluda padisaha karsi isyan cikaran alevileri vede bunun sonucu 50bin insanin katlini jeden bilmiyorsunuz.padisahlar yeri geldiginde devletin bakiyesi icin kardesini,oglun u oldurtmuslerdir .kaldiki isyancilarimi affedeceklerdi.Yavuz katliam yapmadi,arastir di,Kim isyana karistiysa onlari buldurup katletti,kimini de surgun yada kurek cezasina carptirdi.tarihi arastirmadan onyargili olmayalim,meshe pcilik yapmadan dogrulari paylasalim.
Alıntı
 
 
+1 #20 hilafethilal 19-09-2013 08:20
şiiler sünnilere karşı firavun gibi davranmış karşılığını sultan selim handan görmüşler fakat mısırda milyonlarca masum müslüman kanının akmasına kimse engel olamamış düşündükçe insan kahroluyor
Alıntı
 
 
+2 #21 sin şınzeynel abidinl 19-09-2013 09:30
sin şınla karşılaşınca muhiddin arabinin kabri ortaya çıkar.gerçekten öyle olmuş.sin:yavuz sultan selim şın:şam
Alıntı
 

Bu Konuya Yorum Yapabilirsiniz






Tarih - Osmanlı Tarihi kategorisinde bulunan Yavuz Sultan Selim Dönemi başlıklı yazı yavuz sultan selim'in doğu siyaseti , dulkadiroğlu beyliği , yavuz sultan selim'in doğu ve güney politikası , yavuz sultan selim doğu ve güney politikası , yavuz sultan selimin dogu siyaseti , yavuz sultan selim'in doğu politikası , yavuz sultan selim doğu politikası , osmanlı tarihi , yavuz sultan selim doğu siyaseti , dülkadıroğulları beyliği , yavuz sultan selim ölüm nedeni , yavuz'un doğu siyaseti , doğu politikası hakkında bilgi konuları hakkında bilgi içermektedir.