25-10-2014 13:22:55

Sevgili TurkceBilgi.Org kullanıcısı, sizinle daha kaliteli zaman geçirek adına üyemiz olmanızı rica ederiz.

Susurluk Davası
susurluk kazasıMilletvekili, mafya, polis aynı otomobilde
3 Kasım 1996'da Kuşadası'ndan yola çıkan ve Kemalettin Eröge Polis Okulu Müdürü Hüseyin Kocadağ'ın kullandığı 06 AC 600 plakalı 600 SEL Mercedes marka otomobil, Balıkesir'in Susurluk'taki "Havaalanı" mevkiinde Hasan Gökçe yönetimindeki 20 RC 721 plakalı kamyonla çarpıştı.

Kazada, Mercedes'i kullanan Hüseyin Kocadağ, üzerinde "Mehmet Özbay" sahte kimliği bulunan, kırmızı bültenle aranan katliam sanığı Abdullah Çatlı ve "Melahat Özbay" sahte kimlikli, sevgilisi Gonca Us öldü, DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Bucak yaralı olarak kurtuldu.
 
Sonradan kamuoyunda "Susurluk skandalı" olarak geçen kazanın ertesinde gelişen olaylar, Türkiye gündemine bomba gibi düştü. 12 Eylül 1980'den önce Ankara'nın Bahçelievler semtinde Türkiye İşçi Partisi üyesi yedi öğrencinin öldürülmesi olayına karışmak ve Abdi İpekçi'nin öldürülmesiyle İnterpol tarafından aranan Çatlı'nın bir polis şefi ve milletvekiliyle birlikte oluşunun nedenleri araştırılmaya ve tartışılmaya başlandı.

Suikast silahları
Kazanın ertesi gününde Mercedes'te içinde uyuşturucu olduğu iddia edilen bir paket, 2 MP - 5 marka otomatik tabanca, Sedat Bucak adına kayıtlı Sig Sauer ve Kocadağ'a ait Baretta marka ruhsatlı silahlar, Irak yapımı Tarık marka ve 22 milimetrelik Baretta marka iki tabanca, Özel Tim tarafından kullanılan çok sayıda mermi ve iki adet susturucu bulundu.

5 Kasım 1996'da Çatlı'nın Türk bayrağına sarılı cenazesi Nevşehir'de toprağa verildi. Aralarında İnterpol'ün kırmızı bültenle aradığı Haluk Kırcı ve BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun da bulunduğu çok sayıda ülkücünün katıldığı cenaze töreninde, "Çatlı'lar ölmez" diye slogan atıldı. Kendisine yönelik eleştirileri ve Çatlı'yı tanıdığını reddeden dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, "Ödülüm bu mu olacaktı?" dedi ve kısa bir süre sonra kızı Yasemin'in sağlık problemlerini öne sürerek görevinden istifa etti.

Kazayla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 11 Kasım 1996'da "çete" soruşturması başlattı. Soruşturmada Bucak'ın korumalarından özel timci Ayhan Çarkın, Ercan Ersoy ve Oğuz Yorulmaz'ın, "kumarhaneler kralı" Ömer Lütfü Topal'ın öldürülmesiyle ilgili olarak Ali Fevzi Bir ve Sami Hoştan'la birlikte gözaltına alındıkları ancak dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar'ın talimatıyla serbest bırakılıp Bucak'a koruma olarak verildikleri ortaya çıktı.

Araştırma Komisyonu
Siyasi partilerin, siyaset - mafya - polis ilişkilerinin ve Susurluk kazasından sonra ortaya atılan iddiaların araştırılması için verdikleri "Meclis Araştırma Komisyonu açılması" yönündeki önerge de TBMM Genel Kurulu'nda oy birliğiyle kabul edildi.

Kazadan yaralı olarak kurtarılan ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde tedavi altına alınan DYP'li Bucak olaydan 12 gün sonra bir gece yarısı hastaneden kaçırılırcasına taburcu edildi. Uzun süre basınla görüşmeyen Bucak, ilk yaptığı açıklamada arabada bulunan silahların kendisine ve adamlarına ait olduğunu söyledi. Bucak, Kocadağ'ın Çatlı'yı gerçek kimliğiyle tanımadığını söyleyerek hakkındaki iddialara karşılık "Bana yargısız infaz yapılmak isteniyor" dedi.

24 Kasım 1996'da ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, Macaristan'da bir otelin lobisinde bir kişinin saldırısına uğradı. Yılmaz'a saldıran kişinin Veysel Özerdem adlı bir ülkücü olduğu ve Yılmaz'ı Çatlı aleyhinde sözlerden dolayı yumrukladığını ileri sürüldü.

Çiller sahip çıktı
26 Kasım 1996'da çalışmalarına RP'li Mehmet Elkatmış başkanlığında başlayan TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu, olayla ilgili birçok kişinin ifadesine başvurdu. İfade verenler arasında Mesut Yılmaz, MİT görevlisi Mehmet Eymür, Sedat Bucak ve Abdullah Çatlı'nın eşi Meral Çatlı da vardı.

DYP Genel Başkanı Tansu Çiller ise Meclis grubunda yaptığı konuşmada, "Bir ülke, millet ve devlet uğruna kurşun atan da, kurşun yiyen de bizim için saygıyla anılır, onlar şereflidirler" açıklamasını yaptı.

Ağar'dan sonra İçişleri Bakanlığı görevine getirilen Meral Akşener; Topal cinayetiyle ilgili İstanbul Emniyet Müdürü Kemal Yazıcıoğlu, Özel Harekat Dairesi Başkan Vekili İbrahim Şahin, İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Bilgi Ünal ile Topal cinayetine adı karışan ve Bucak'ın korumalığını da yapan Özel Harekat Timi polislerinden Ercan Aksoy, Ayhan Çarkın ve Oğuz Yorulmaz'ı 5 Aralık'ta görevlerinden uzaklaştırdı.

Para kuryesi
Jandarma Kriminal Dairesi, Çatlı'nın üzerinden çıkan emniyet uzmanı belgesinin sahte, ancak belgedeki Mehmet Ağar imzasının gerçek olduğunu açıkladı. Ağar ise belgedeki imzanın sahte olduğunu iddia etti. Ağar'ın dokunulmazlığına ilişkin olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hazırladığı fezleke, Adalet Bakanlığı'na gönderildi. Ancak dosya, eksikler olduğu gerekçesiyle iade edildi.

Dilek Örnek adında bir kadın, içinde 25 milyar lira bulunan bir çantayla birlikte İstanbul Atatürk Havalimanı'na girerken yakalandı. Susurluk davasında yargılanan Özel Timci Ayhan Akça'nın Atatürk Havalimanı'nda 25 milyar lira karşılığı dövizle yakalan kurye Dilek Örnek ile bağlantısı da gündemi karıştırdı. Örnek ve İran uyruklu bir kişi, 23 Aralık'ta çıkarıldıkları DGM tarafından tutuklandı. Olayla ilgili olduğu gerekçesiyle gözaltına alınan özel timci Ayhan Çarkın ise serbest bırakıldı.

Müthiş fotoğraf

28 Ocak 1997 sabahı gazetelerin birinci sayfalarında yayımlanan ve çeşitli suçlardan İnterpol tarafından aranan Çatlı'nın, Özel Timci Ziya Bandırmalıoğlu'nun oğlunun sünnet düğününde dönemin Özel Harekat Dairesi Başkan Vekili İbrahim Şahin ve polis memuru Ayhan Çarkın ile oynarken çekilmiş fotoğrafları da kamuoyunu şok etti. Susurluk kazası ve sonrasındaki gelişmeler, halkı geniş katılımlı protestolara itti. 1 Şubat 1997'de tüm yurt genelinde "Sürekli Aydınlık İçin Bir Dakika Karanlık" eylemi başlatıldı. Bu eylem, 7 Mart'a kadar her gece saat 21.00'de gerçekleştirildi. 4 Şubat'ta ise Topal'ı öldürmekle suçlanan Ayhan Çarkın, Oğuz Yorulmaz ve Ercan Ersoy "suç işlemek için çete oluşturmak" iddiasıyla tutuklandı.

Susurluk'taki karmaşık ilişkileri ortaya çıkaran gelişmelerden sonra Başbakan olan Mesut Yılmaz'ın talimatıyla Kutlu Savaş'a hazırlatılan Susurluk raporu da uzun süre konuşuldu.

Arka arkaya açılan çete davalarında Bucak ve Ağar ile özel timcilerin de sanık olduğu birbiriyle bağlantılı 25 dava açıldı. Duruşmalardaki ifadeler, karşılıklı suçlamalar da uzun süre gündemde kaldı. MİT eski Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür, Ağar'ı ve Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi eski Başkan Vekili Hanefi Avcı'yı Susurluk olayını perdelemekle suçladı.

Yeşil tartışmaları
Susurluk davasından tutuklu yargılanan özel timciler, Özel Harekat Dairesi eski Başkan Vekili İbrahim Şahin ve uyuşturucu kaçakçısı Yaşar Öz davalar sürerken tahliye edildi.

Susurluk bağlantılı açılan davalardan Çatlı'ya "Mehmet Özbay" sahte kimliği ile silah ruhsatı alabilmesi için sahte belge veren Mecidiye Polis Karakolu Amiri Doğan Şimşek, polis memuru Dinçer Sarıboğa ve Şehremini Uzunyusuf Mahallesi Muhtarı Burhan Kocapehlivan 1 yıl 8'er ay hapis cezasına çarptırıldı.

Susurluk'taki kazadan sonra deşifre olan "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım da "yakalandı", "öldürüldü" haberleri gazete sayfalarında ve kamuoyunda yıllarca tartışıldı.

Susurluk'la başlayan "Çete operasyonları"nda Alaattin Çakıcı Fransa'da, ülkücü baba Kürşat Yılmaz Bulgaristan'da, Sedat Şahin ise Almanya'da yakalandı. Teslim olan Sedat Peker ise Bayrampaşa Cezaevi'ne konuldu. Başbakan Mesut Yılmaz'a Macaristan'da yumruk atan Veysel Özerdem, Ziya Korkut ve tekstilci Aydın İpekli yakalandı. DGM'de yargılanan Özerdem tahliye edildi.

Tahliye furyası

Susurluk skandalında, 1998 yılı başından itibaren DGM'de görülen davanın dışında gelişme olmadı. Şubat 1998'deki altıncı duruşmada, Susurluk davası kapsamında tek tutuklu sanık olarak yargılanan Ömer Lütfi Topal'ın iş ortaklarından Ali Fevzi Bir de duruşmada, "Delillerin toplanmış olması ve karartılması ihtimalinin bulunmaması" gerekçesiyle tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi.

Böylece davada yargılanan Sedat Bucak, İbrahim Şahin, Ayhan Çarkın, Ayhan Akça, Ercan Ersoy, Oğuz Yorulmaz, Ziya Bandırmalıoğlu, Abdülgani Kızılkaya, Enver Ulu, Korkut Eken'le birlikte Ali Fevzi Bir'in tutuksuz yargılanmasına karar verilmesiyle davada tutuklu sanık kalmadı.

Susurluk skandalı kapsamında açılan Ömer Lütfi Topal davası da yerinde saymaya başladı. 14 ay arandıktan sonra teslim olan Topal'ın eski ortağı Sami Hoştan, bütün sanıkların tutuksuz olarak yargılandığı davada tek tutuklu olarak yargılanmaya başladı.

Susurluk tribünde
Hoştan, Şubat 1998'de çıktığı ilk duruşmada, olaya adının nasıl karıştırıldığını bilmediğini belirterek, "Burada tanık mıyım, sanık mıyım? Ne olduğumu bilmiyorum" dedi. Mafya ve polisin içiçe olduğunu ortaya çıkaran sünnet düğünü fotoğraflarından sonra 16 Mayıs 1998'de Susurluk skandalının sonunda spora sıçraması herkesi hayrete düşürdü.

Zonguldak'ta oynanan üçüncü lige terfi finalinde tribünler, "Susurluk" diye inlerken, skandalın kahramanları Sami Hoştan, özel timciler Ayhan Çarkın ve Oğuz Yorulmaz'ın izlediği maçta, öldürülen Topal'ın ortağı Ali Fevzi Bir'in takımı Özsahrayıcedid, Pursaklar Belediyespor sahadan çekilince şampiyon oldu.

Susurluk'ta "en büyük halka" olarak tanımlanan Bahçelievler katliamı davası sanıklarından Haluk Kırcı'nın 9 Ocak 1999'da Pendik'te yine aynı davanın sanıklarından Bünyamin Adanalı'yla yakalanması, davaya yeni bir boyut kazandırdı.

Arpa boyu ilerleme yok
3 Mayıs 1999'da, 18 Nisan seçimlerinde Şanlıurfa'dan yeniden milletvekili seçilerek dokunulmazlık zırhına tekrar bürünen "Susurluk davası" sanıklarından Sedat Bucak'ın dokunulmazlığının tekrar kaldırılması istendi. DGM, Ağar'la ilgili Danıştay'daki dosyanın beklenmesine karar verirken, o tarihe kadar yaklaşık iki yıldır süren dava, başladığı noktaya geri döndü.

28 Temmuz 1999'da görülen Topal davası da olayla ilgili dördü özel timci, sekiz sanığın yargılandığı davada sonuca hala ulaşılamadı. Bir ucu Susurluk'a dayanan davanın o güne kadar görülen 13 duruşmasında, en son yakalanan Haluk Kırcı dışında tüm sanıklar tahliye edildi.

Susurluk skandalının ardından değişik dönemlerde skandala adı karışanlar ve skandalı ortaya çıkaranlar esrarengiz trafik kazaları sonucu hayatını kaybetti. İlk olarak Susurluk Komisyonu Raportörü Hakim Akman Akyürek, 9 Aralık 1997'de İstanbul'da geçirdiği kazada hayatını kaybetti. 21 Kasım 1999'da da TBMM Susurluk Komisyon Sözcüsü FP Milletvekili Bedri İncetahtacı, Ankara Esenboğa Havalimanı yolunda geçirdiği trafik kazasında can verdi. Bu kazaların ardından 28 Mart 2000'de ise skandala adı karışan isimlerden Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekat Dairesi eski Başkan Vekili İbrahim Şahin, Bursa - Yalova yolunda trafik kazası geçirerek ağır yaralandı.

"Kahraman Susurluk"
Susurluk çetesinin yargılandığı, davanın 8 Mayıs 2000'deki duruşmasına iki yıl aradan sonra katılan MİT görevlisi Korkut Eken'in avukatı Önder Barlas, "Terör örgütünü bitiren ancak bugün çeteci diye yargılanan özel timciler gerçek kahramanlardır" dedi. Eken ise yöneltilen suçlamaları kabul etmediğini belirtti.

Duruşmadan sonra bir açıklama yapan Eken, "'PKK siyasallaşsın' denilen bir ülkede hiçbir tepki gösterilmemesi endişe vericidir. Avrupa Birliği'nin Diyarbakır'dan geçtiği bir ülkede yaşıyoruz. 'Demokrasi Türklerin'in de Kürtler'in de hakkıdır' demek, ülkenin geleceği için son derece zararlıdır. Devam eden bu davayı, konunun uzmanı Fikri Sağlar'a sorun. O size anlatır" dedi.

Ve karar...
Susurluk'taki trafik kazasının ardından ortaya çıkan karanlık ilişkilerle ilgili 14 sanığın yargılandığı dava, ancak dördüncü yılın sonunda karara bağlandı. Karara göre, Özel Harekat Dairesi eski Başkan Vekili İbrahim Şahin ve MİT eski görevlisi Korkut Eken, "Cürüm işlemek için çete oluşturmak ve bu çeteyi yönetmek" suçundan 6'şar yıl, çoğu özel timci diğer 12 sanık da yine "Cürüm işlemek için çete oluşturmak"tan 4'er yıl hapis cezasına çarptırıldı. Geçirdiği kaza nedeniyle davanın uzun süre aksamasına neden olan İbrahim Şahin, duruşma sırasında fenalık geçirdi.

En üst sınırdan ceza verildi

Sanıklara en üst sınırdan ceza tertip eden mahkeme heyeti, yine sanıkları, ceza indirimi öngören TCK'nın ilgili maddesinden de yararlandırmadı. Mahkeme heyeti, tüm sanıklar hakkındaki TCK'nın 296. maddesinde örgörülen "Hakkında ayakalama ve gıyabi tevkif müzekkeresi bulunan kişiyi saklamak veya saklı olduğu yeri bildiği halde yetkili mercilere derhal haber vermemek" suçunu ise, 4616 sayısı Şartla Salıverilme, Ceza ve Davaların Ertelenmesine Dair Kanun uyarınca erteledi. Bu kararla sanıklar hakkındaki bu suç, aynı suçu 5 yıl süreyle tekrar işlememeleri halinde ortadan kalkacak.

Ağar ve Bucak'a dokunulmazlık engeli

Susurluk davası kapsamında adı geçen DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Bucak ve Elazığ Bağımsız Milletvekili Mehmet Ağar'ın dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki Anayasa - Adalet Karma Komisyon raporları, bir yıldan bu yana Genel Kurul gündeminde bekliyor.

Eken: "İmralı'da yatmak istiyorum"
Susurluk davası kapsamında "Çete oluşturmak ve yönetmek" suçundan 6 yıl ağır hapis cezasına çarptırılan MİT eski görevlisi Eken duruşma çıkışında, bu cezayı hak etmediğini belirterek, "Devletin, kendisi için fedakarlık etmiş insanları ortada sahipsiz bırakması gerekmiyordu. Cezaevlerinin durumu ortada. Ben de bir çete lideriysem, iyi şartların sunulduğu İmralı Adası'nda yatmak için talepte bulunacağım" dedi.

Eken, "Orada çetebaşı kalıyor. Ben de çetebaşı olarak ceza aldığımdan, orada kalabilirim. Hem orada kalan kişi perhiz yemekleri yiyor. Benim de sağlık durumum iyi değil, ben de perhiz yemeği yerim. Zaten oradaki kişiyle daha önce karşılaşamamıştık. Orada görüşürüz" dedi.

Karar Yargıtay'dan döndü

Susurluk davasında en yüksek cezalara çarptırılan 14 sanığın avukatları, davayı temyize götürmek için harekete geçti. İstanbul DGM'ye, süre haklarının muhafazası için temyiz başvurusunda bulunan sanıklardan Sami Hoştan'ın avukatı Hüsamettin Nişancı, kararı eleştirerek, "'Ortada çete var' deniliyor, çetenin başı yok. Onları yargılayamadı. 'Adalet herkese lazım' deniliyor, dosyalarını tefrik etti. Onları kim yargılayacaksa, bizi de onlar yargılamalı" dedi. Tiemyiz başvurusunu inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Susurluk Davası'nda eski Özel Harekat Dairesi Başkan Vekili İbrahim Şahin ile eski MİT görevlisi Korkut Eken'in 6'şar yıl, diğer 12 sanığın da 4 yıl ağır hapis cezasına çarptırılmasına ilişkin hükmü "eksik soruşturma" gerekçesiyle bozdu. Oybirliğiyle verilen karara gerekçe olarak, bazı sanıkların "gizli celse" isteminin reddedilmesi ve Ömer Lütfü Topal'ın öldürülmesi ile ilgili davanın sonucunun beklenilmemesi gösterildi.
 

Bu Konuya 17 Yorum Yapılmış

 
+3 #1 hasan hüseyin kalay 18-12-2010 16:09
abdullah çatlı gerçekten öldümü
Alıntı
 
 
-1 #2 İbrahim ilbay 05-03-2011 20:18
Abdullah çatlı ne hizmet yapmıştır da birilerinin zoruna gitmiştir şahsen ben bunu anlamadım susurluk parti çatışmasımidir özel harekatla ilgisi nedir niye bu konuda sınırlı belgelere ulaşılıyor muhsin yazıcı oğlunun ölmesin de mhp nin parmağı mi var yoksa susurluk davasının bir uzantısı mi sedat peker kimdir face ye bu konu ilgili bir açıklama yaparsanız sevinirim
Alıntı
 
 
+4 #3 OSMAN MURDAN 12-03-2011 05:18
bence abdullah ÇATLI ölmedi. devletin gözetimi altında belli bi yerde yaşatılıyor. çünki; devletine ve milletine bu denli faydalı insanları kolay kolay öldüremezler... devletin tasviye ettiği kişiler, kurumlar doğrultusunda yaşıyor ve yaşatılıyor... bazıları; KKTC'DE sürgün hayatı (krallar gibi), bazıları yurt dışında, bazılarıda TÜRKİYE il sınırları içinde belli başlı yerlerde tutuklu yaşıyorlar...!
Alıntı
 
 
-7 #4 bozkurtt 17-08-2011 13:37
Abdullah çatli ülkeye yardım etmedi.Bu ülkeyi siyasi partileştiriyor du.Sadece gazeteci yazarlarin ne suçu günahi vardi. Eden bulur ben inanmiyorum öldüğüne abdi ipekçinin ne suçu vardı gibi örnek verecek olursamm bunlar daha bir kaçi para için kendini satmak demekdir.
Alıntı
 
 
+3 #5 bnyamin 17-10-2011 09:22
öncelik le çatlı hakkında yargısız infaz yapmayın bu millet için 2.kürşat niteligindedir onun yaptıklarını ve ülkücü ve vatanseverligin i takdire şayan buluyorum saygı deger ülküdaşlarım
Alıntı
 
 
+1 #6 nilgül 22-12-2011 08:57
bencede çatlı ölmedi yaşatılıyor.
Alıntı
 
 
+1 #7 ibrahim 04-01-2012 17:25
tabiki ölmedi yaşatılıyor
Alıntı
 
 
-3 #8 dedektif 23-03-2012 12:42
bu adam 1980 öncesi yani 1977 beri dış güçlerin verdiği emirle insan vuran sağ sol diyerek kursun sıkan ve 1980 12 eylülüne darbe yaptıran insandır 1980 den sonra asala ile savaşmıştır 1990 1996 arası para için kendini datmıştır devletle devlet hisselerine ortak olmuştur insan vatan için bunu yaptı sunu yaptı halbuki hiç bişey yapması susurlukta neden öidü geçmişte vurduğu adamlar önüne geldi vatan düşmanı satılmış ve kime hizmet ettiğini bilmeyen bu kişi ve bunun gibi kaç kişi var bitmez bir devleti insan yönetiyosa hırd para yama çıkar bitmez
Alıntı
 
 
0 #9 çatlınuray 03-04-2012 02:08
abdullah çatlıyı 77 li yıllardan çok iyi tanıyorum konfeksyonda çalışıyodum bütün mhp ciler karşısında slm duruyodu takım elbise almak için bizim mağazaya geldi dedim bişe soracam sor dedi ya dedim sağ sol deyip kardeş ardeşi vuruyo allahın verdiği canı allah alır neden dedim cevabı haşa burdan yerde bitmemiş otu bile inkar edeni kurani kerimmmmde yazıyo vur öldür tmm bişe sormadım dedim yani demek istediğim bol bol aam öldüren siyasi güçtü çatlı
Alıntı
 
 
+1 #10 reyisssümit 05-04-2012 22:56
abdullah çatlı hiç bir zaman devlete ihanet etmemiştir devlet çatlı gibi bir çok şahısı kullanıp sonrada bi şekilde ortadan kaldırmaya çalışmıştır bilirim ki reyis ölmedi ve devletten büyük kimsede yok buda bir gerçekkk
Alıntı
 
 
-1 #11 BAKUAĞA 02-12-2012 13:41
Mən Azərbaycandan yazıram, Türkcə yazıram ki, anlaya bilesiz.
Abdullah Çatlı devletine hizmet etmiş vatanperver biriydi ve benim fikrimce Abdullah Çatlı bilerekden öldürüldü. Hnagileri tarafdan öldürüldü bilmiyorum amma yaşamıyor. Devlet için hiç bi zaman şahıslar kalıcı deyildir, kalıcı olan kurumlar ve onlarin da tabi olduğu devletdir. Onlar devlet tarafından kullanılmaz, onlar vatanına hizmet eder, hiç bi zaman da karşılığını istemezler.
Alıntı
 
 
0 #12 çatlısrn 25-01-2013 22:15
istediği kimlikle istediği yerde olan devlet ile işbirliği içinde olan böyle bi adamn böyle bi kazada öldüğüne inanmıyorum polis tarafından araman biri nasıl oluyorda kaza geçirilen araçta biri polis diğeri milletvekili olan ıki kiriyle beraber oluyo olan böyle adamlara olmuyo gerçekleri ortaya çıkarmasına çok az kalan gazeteci ve aydınlara oluyor tek suçları birilerinin karanlık yüzünü hakla aydınlatmak bunun içinde ortadan kaldırılıyorlar
Alıntı
 
 
-1 #13 CİNAYET DEHİLSUSURLUKLU 04-02-2013 01:04
CATLI ÖLMEMŞTİR YAŞIYORDUR POLAT ALEMDAR ONU CANLANDIRIYOR
Alıntı
 
 
+1 #14 gerçekler bunlar mı sizcewolkan durmuş özbay 17-03-2013 19:46
sizce gerçekler bunlar mı bizim milletimiz gözünün önundekileri görmeyecek kadar kör mü..kaza kaza da...neyse...
Alıntı
 
 
+2 #15 Polat=Abdullahtaha3457 22-05-2013 12:30
Kurtlar vadisindeki polat alemdar karakteri abdullah catliyi gosterdigi bi gercektir ve devletin gercektende bunlari yaptigini net olarak anlatmaktadir
Alıntı
 
 
0 #16 gulu gulu dansıaslan 27-09-2014 00:32
ben size birşey söleyimmi çatlı nasıl adamdır iyimidir kötümüdür bilmem de bu susurluk musurluk var ya tiyatro. bu işleri içinde olmadan kimse tam anlamıyla bilemez.ama bildiğim tek birşey var koca türkiye için bu mesele bir HİÇBİRŞEYDİR.yani önemsiz birşeydir. inanın fazla da kafaya takmayın
Alıntı
 
 
0 #17 ReisAnonim 11-10-2014 07:15
Kusura bakmayın kardeşim, asalayı baban mı çökertti?Bir de bu kazalar semboliktir.2009 Keşan Dağındaki olay gibi.Üst sınıftaki zatlar önüne bir engel çıktı mı işini hemen bitiriyor.
Alıntı
 

Bu Konuya Yorum Yapabilirsiniz






Unutmayalım - Susurluk Kazası kategorisinde bulunan Susurluk Davası başlıklı yazı susurluk olayı , susurluk davası , susurluk kazasında kimler vardı , susurluk davası nedir , susurluk kazası , susurluk kazası kimler vardı , susurluk kazasında arabada kimler vardı , susurluk kazası fotoğrafları , susurluk davasi saniklari , susurluk kazasında kimler öldü , susurluk kazasında kim öldü , susurluk kazası görüntüleri , susurluk kazasinda kimler var konuları hakkında bilgi içermektedir.